
İlk işaretler erkenden gelir. Ramazan yaklaşırken eski bir komşudan “Hayırlı ramazanlar, ikinize de” diye bir mesaj düşer. Aile grubunda biri, çekine çekine, bu bayram kimin ne yapacağını sorar. Market rafları, onun her bayram gereğinden fazla aldığı akide şekerleri ve lokumlarla dolar. Babasız ya da annesiz ilk bayram, eşinizin ya da kardeşinizin yokluğunda geçen ilk bayram da öyle, bayram sabahından haftalar önce başlar. Çoğu da kimsenin vermeye gönüllü olmadığı küçük kararlar olarak önünüze gelir.
Bu sayfa o kararları vermek zorunda kalan ev halkı için. Bayramı nerede geçireceğinizi, bayram mesajlarını nasıl yazacağınızı, sofrada ne söyleyeceğinizi, çocuklara nasıl yardım edeceğinizi ve onu en çok özleyen kişiye yazılacak bir mektubu anlatıyor. Daha aşağıda, yaslı bir dosta bayramda yazmak isteyenler için sözler, ilk ramazanın ve ilk bayramın yas içinde nasıl geçirildiği, kısaca da başka geleneklerde yılbaşının, Tết'in ve Noel'in nasıl karşılandığı var. Örneklerdeki aileler hayal ürünü; her metni kendinize göre değiştirebilirsiniz.
Babasız ya da annesiz ilk bayram neden bu kadar farklı gelir?
Bir ölümün ardından gelen ilk yıl, ilklerle dolu bir takvimdir: onsuz ilk doğum günü, onun adına gelen faturayı ilk kez sizin ödediğiniz gün. Ölümün yıl dönümü ayrı bir gündür; onun için ölüm yıl dönümünde ne denir yazımıza bakın. Bayram öteki ilklerden farklıdır, çünkü tekrar üzerine kuruludur. Aynı yemekler, aynı yüzler, her yıl aynı ellerin gördüğü aynı işler; kimsenin aklına bile gelmez. Bu yıl birinin hepsini tek tek düşünmesi gerekiyor. Bayram sabahı çayı kim demleyecek? Bayram mesajlarını kim yazacak? Çocukların harçlığını kim hazırlayacak, Nuran Teyze'yi kim arayacak? Her soru aynı boş yeri gösterir. Yılda iki bayram olduğundan bu ilk, ilk yıl iki kez yaşanır: önce Ramazan Bayramı'nda, sonra Kurban Bayramı'nda.
Pek çok kişi bayramdan önceki haftaları bayramın kendisinden daha zor bulur. İngiltere'de yas desteği veren Marie Curie kuruluşundan bir koordinatör, Noel üzerine yazdığı bir yazıda, destek olduğu kişilerin sonradan çoğu zaman tam da bunu söylediğini anlatıyor. Ramazan daha başlarken içiniz ağırsa, bu bayram sabahının da öyle geçeceği anlamına gelmez.
Sevdiğiniz birinin yokluğunda ilk bayramı atlatmak, daha azını yapmaya kendinize izin vermekle başlar. Daha az mesaj ya da hiç mesaj, daha küçük bir sofra, başka bir ev, televizyon başında geçen bir öğleden sonra yerine bir yürüyüş. Vefat daha birkaç hafta önceyse yalnızca yapılması gerekeni yapın, gerisini başkası düşünsün. Bazı ailelerin ve inançların kendine özgü yas gelenekleri var; aşağıda onlara da değiniyoruz.
Bayramdan önce verilecek üç karar
Bu üç kararı bayramdan birkaç hafta önce, daha enine boyuna konuşacak vakit varken verin.
Nerede? Aynı ev hem alışılmış olanı hem de boşluğu bir arada tutar: onun koltuğu, onun ince belli bardağı, kahvaltıyı onun hazırlayışı. Bayramı her yıl memlekette, baba evinde geçiren aileler için bu soru daha da ağırdır. Başka birinin evine gitmek yükü paylaştırır, odayı da değiştirir. Bayram tatilinde kiralık bir eve ya da bir otele gitmek herkesi alışılmış düzenin dışına çıkarır. Kimi aile tam da buna ihtiyacı olduğunu fark eder, kimi daha ilk akşam evini özler. Hangisini seçerseniz seçin, yalnızca bu yıl için seçin ve bunu herkese açıkça söyleyin.
Neyi sürdürmeli, neye ara vermeli, neyi denemeli? Bir kâğıt alın ve üç sütun çizin. Aşağıda hayal ürünü bir ailenin kâğıdı var: baba ve dede olan Rıza geçen yaz vefat etmiş, önlerinde onsuz ilk bayram var.
| Sürdür | Bu yıl ara ver | Dene |
|---|---|---|
| Arefe akşamı kız kardeşi Leyla'nın evinde yemek | Bayramın ikinci günü yirmi kişilik sofra | Kahvaltı mutfakta; küçük odada boşluk o kadar göze batmıyor |
| Torunlara bayram harçlığı | Rıza'nın her bayram çocuklara sorduğu bilmeceler | Tatlıdan önce herkesten onunla ilgili bir hikaye |
| Öğleden sonra sahile kadar yürüyüş | Salondaki uzun masa | Yemekten sonra Rıza'nın Zeki Müren plaklarını açmak |
| Arefe günü mezar ziyareti | Herkese gönderilen toplu bayram mesajı | Kimse kıyaslamasın diye yeni bir tatlı |
Kâğıdı gelecek bayramdan önce bulabileceğiniz bir yere kaldırın; sütunlar o zaman başka türlü görünebilir.
Onu anacağınız bir an olacak mı? Günün belli bir anında birinin onun adını yüksek sesle anıp anmayacağına, anacaksa bunun kim olacağına karar verin. İş şansa kalırsa çoğu zaman kimse ağzını açmaz ve herkes yemek boyunca onu içinden düşünür. Otuz saniyelik de olsa önceden konuşulmuş bir an, sofraya hem izin verir hem de bir son.
Sonra, kimse başka bir plan yapmadan, kararı herkese tek bir mesajla bildirin. Örneğin:
Herkese merhaba. Babamsız ilk bayramı düşünüyordum, aklıma bir şey geldi; size uymazsa lütfen söyleyin. Bayram kahvaltısı bizde olsun, her zamankinden sade; ikinci günkü kalabalık sofrayı bu yıl yapmayalım. Tatlıdan önce her birimiz onunla ilgili birer hikaye anlatsak diyorum. Kimse zorunda değil. Bir de çocuklar, dedeleri için yapacağımız bir şeyi kendileri seçsin.
Hepinizi öpüyorum, Aslı
Son cümle bilinçli. İngiltere'de yaslı çocuklara destek veren Winston's Wish kuruluşu, çocuklara Noel gibi özel günleri nasıl anmak istediklerini sormayı ve plan kesinleşmeden onlara da söz hakkı tanımayı öneriyor.
Ailede bir ölümden sonra bayram mesajları nasıl yazılır?
Önce hiç gönderip göndermeyeceğinize karar verin. Aynı Marie Curie koordinatörü, kendi deneyiminde, yas tutan bir aileden istemiyorsa kart göndermesini kimsenin beklemediğini yazıyor; bayram mesajları için de durum farklı değil. Göndermeyecekseniz bir kişiden, örneğin kız kardeşinizden ya da yakın bir arkadaşınızdan, geniş çevreye haber vermesini isteyin ki sessizliğiniz yanlış anlaşılmasın. Bayramdan sonra atılan kısa bir mesaj, elli bayram mesajının işini görebilir.
Gönderecekseniz en zor kısım çoğu zaman imzadır. Eşinizi kaybettikten sonraki ilk bayramda kayıp belki de en çok burada, kâğıtta ya da ekranda gerçek olur: hep iki ismin durduğu yerde tek bir isim. Aşağıdaki tablo durumları tek tek ele alıyor ve isterseniz ekleyebileceğiniz bir cümle öneriyor.
| Durum | Nasıl imzalanır | Ne yazılır (isterseniz) |
|---|---|---|
| Eşini kaybetmiş biri olarak yazıyorsanız | Yalnızca kendi adınız: “Sevgiyle, Gülten” | “Yusuf her bayram sizin mesajınızı beklerdi; bu yıl da benden bir mesaj gitsin istedim.” |
| Anne ya da babanın vefatından sonra aile olarak | Evdeki herkesin adı: “Selim, Pınar, Ege ve Ada'dan sevgiyle” | “Annesiz ilk bayramımız. Birbirimize sahip çıkıyoruz.” |
| Yetişkin çocuklar olarak anne ya da babanın dostlarına | “Nermin Hanım'ın çocukları Elif ve Murat'tan sevgiyle” | “Annemiz bayram kartlarınızı her yıl vitrine dizerdi; bu yıl bizden haber almanızı istedik.” |
| Onun adını da mesajda tutmak | “Sevgiyle, Gülten. Yusuf'u rahmetle anarak” | Başka bir şey eklemeye gerek yok. |
| Haberi almamış olabilecekler | Her zamanki gibi adınız | Mesajın sonuna bir satır: “Belki duymamışsınızdır: Yusuf haziranda vefat etti. Bunca yıl bayramlarımızı hatırladığınız için teşekkür ederim.” |
| Bayramda hiç mesaj atamadıysanız | Bayramdan sonra kendi adınızla kısa bir mesaj ya da e-posta | “Bu bayram kimseye yazamadık. Mesajınız için teşekkür ederiz; gelen her mesajı tek tek okuduk.” |
| Hâlâ ikinize birden yazılmış bir mesaj | Kendi adınızla yanıt verin | “Mesajınız için çok teşekkür ederim. Maalesef Yusuf'u haziranda kaybettik. Sizden haber almayı hep çok severdi.” |
| İş arkadaşlarına | Her zamanki gibi adınız | “Bu yıl yükümü paylaştığınız için teşekkür ederim. Bana çok iyi geldi.” |

Onun adını yine de imzaya eklemeli misiniz? En nazik yol genellikle yalnızca aramızda olanların adını yazmaktır. Vefat etmiş birinin imzasını taşıyan bir mesaj, onu açan kişiyi irkiltebilir ya da haberi kaçırıp kaçırmadığını düşündürebilir. Kendi adınızın ardından “Yusuf'u rahmetle anarak” eklemek, bu karışıklığa yol açmadan onu mesajın içinde tutar. Küçük bir çocuk dedesinin adını kendi el yazısıyla karta eklemek isterse izin verin: o karar onundur.
Bayram sofrasında birkaç söz: yemekten önce ne söylenir?
Söz alınacak anı bayramdan önce belirleyin ki kimse yemeğin ortasında karar vermek zorunda kalmasın. Yemek gelmeden önce konuşmak, sözü söyleyip yemeğe geçmek isteyen bir aileye uyar. Tatlıdan önce konuşmak, önce biraz oturup yatışması gereken bir sofraya uyar. Ya da bir işarete bağlayın: çaylar doldurulunca biri söz alır. Aynısı ilk ramazanın iftar sofrasında da işe yarar.
Söz alan kişinin ailenin en büyüğü ya da vefat edene en yakın kişi olması gerekmez. İsteyen ve sözünü bitirebileceğine inanan biri olmalı; yanında da, o tamamlayamazsa devam edecek ikinci bir kişi hazır beklemeli. On iki yaşında bir torun bunu çok güzel yapabilir. Sevdiğiniz birini bayram sofrasında anmak için otuz saniye yeter. Aşağıda üç örnek var.
Yemekten önce 30 saniyelik birkaç söz.
Yemeğe başlamadan bir şey söylemek istiyorum. Babamsız ilk bayramımız bu ve o, adını hiç anmadan oturmamızı hiç istemezdi. Şimdi olsa sabahın yedisinden beri mutfakta olur, börek daha pişmemişken herkese “Oldu oldu” derdi. Bu sofrada onu çok arıyoruz; ama bu sofrada bir arada olduğumuz için de mutluyuz. Bu sofra senin hatırına, babacığım. Hepinizin bayramı mübarek olsun.
Herkesin birer hikaye anlattığı tur için bir dakikalık açılış.
Tatlıdan önce annemin hoşuna gidecek bir şey yapmak istiyorum, çünkü o hiçbir sofrayı bir hikaye anlatılmadan kaldırmazdı. Sırayla, her birimiz onunla ilgili kısa bir hikaye anlatalım. Komik olabilir. Minicik olabilir: söylediği bir söz, yaktığı bir yemek, Gül Teyze'nin düğününe giderken hepimizi yanlış düğün salonuna götürdüğü o akşam. Geçmek isteyen “pas” desin. Hikayesini sonra da anlatabilir, hiç anlatmayabilir de. İlk ben başlayayım; siz de benimkinden iyisini bulmaya çalışın. On yaşıma bastığım yıl, annem...
Sofra duası eden bir aile için. Duanızı her zaman ettiğiniz anda, ailenizin bildiği sözlerle edin ve sonuna kendinizden tek bir cümle ekleyin: “Her bayram bu sofrada bizimle oturan, bugün yokluğunu çok hissettiğimiz Rıza'yı da rahmetle anıyoruz.” Sonrası her zamanki gibi. Duanın kendisi sizin geleneğinize ait.
Biri ağladığında. Hiçbir şeyi düzeltmeniz gerekmez. Bekleyin. Bir mendil uzatın. “Acele etme” ya da “Zaten bunun için buradayız” deyin ve o sessizliği doldurmaya çalışmayın. Hemen konuyu değiştirmeyin, bütün sofranın gözünü de ona çevirmeyin. Başını salladığında devam edin ya da sıradaki hikayeyi başka biri anlatsın.
Bir çocuğun söyleyebileceği bir cümle. Bir çocuğa yarım bir cümle verin ve önceden bir kez sizinle birlikte denesin: “Dedemin en sevdiğim yanı...” Sonunu nasıl getirirse getirsin, yeter.
Boş sandalye. Kimi aileler bayram sofrasında onun yerini boş tutar, tabağını yine koyar ya da sandalyesine onun bir eşyasını koyar. Kimileri ise iki saat boyunca o boş sandalyenin yanında oturmayı zor bulur ve yerleri sessizce değiştirir. İkisi de olur, hiçbiri kural değildir. O sandalyenin yanında oturacak kişiye sorun.
Bayramda onu anmanın küçük yolları
Ailelerin yıllar sonra hatırladığı anma biçimleri nadiren gösterişli şeylerdir. Çoğu, onun yaptığı gibi yapılan ve adı yüksek sesle anılan işlerdir:
- Onun tarifini pişirin ve kimin tarifi olduğunu söyleyin. Babaannenin şekerparesini onun tarif defterinden, şerbet lekeli o sayfadan yapın ve pişirirken defteri önünüzde açık tutun. Tepsi sofraya geldiğinde “Bu, babaannemin şekerparesi” deyin.
- Onun müziğini açın. Her arefe akşamı koyduğu plak ya da arabada hep çalan kaset. Bir törene dönüştürmeden, yemek pişerken çalsın.
- Bir mum yakın. Önceden kararlaştırdığınız bir anda, isteyen kim varsa o yaksın; tek bir cümleyle ya da hiç konuşmadan.
- Bir hikaye kavanozu koyun. Antreye bir kavanoz ve bir deste küçük kâğıt koyun. Gelen her misafir bir anısını yazsın; tek satır yeter. Yemekten sonra biri birkaçını yüksek sesle okusun, gerisi başka bir gün için saklansın.
- Onun iyiliğini sürdürün. Her bayram mahallenin çocuklarına harçlık verdiyse ya da her ramazan ihtiyacı olan bir aileye erzak kolisi gönderdiyse, bu yıl da onun adına siz yapın.
- Onun yürüyüşüne çıkın. Bayram sabahı fırına giderken hep yürüdüğü yol, öğleden sonra parktaki çay bahçesine yaptığı gezinti ya da aileniz bunu yapıyorsa bir mezar ziyareti.

Bunlardan bir ya da ikisi fazlasıyla yeter. Anmayla dolup taşan bir gün de hiç anılmadan geçen bir gün kadar yorabilir.
Bir ölümün ardından ilk bayramda çocuklar
Çocuklara planı bayramdan önce anlatın: neyin aynı kalacağını, neyin değişeceğini. Açık sözcükler kullanın. Marie Curie ve İngiltere'deki çocuk yardım kuruluşu Barnardo's, “onu kaybettik”, “uzaklara gitti” ya da “uyuyor” gibi sözler yerine açıkça “öldü” demeyi öneriyor. Çocuklara sık söylenen “Deden yıldız oldu” da aynı türden yumuşatılmış bir sözdür. Altı yedi yaşındaki bir çocuk için kısa bir örnek:
Deden kasımda öldü, bu yüzden bu bayram farklı geçecek. Kahvaltıyı yine evde yapacağız, bayramlığın da yine olacak. O gün bazılarımız üzgün olabilir, bunda bir sakınca yok. Dedeni ne zaman istersen anlatabilirsin; gülüp eğlenmek de serbest.
Her çocuğa onu nasıl anmak istediğini sorun ve bir şey seçmesine izin verin: birlikte yaptıkları bir şeyi sofraya koymak, bir şarkı seçmek, sofra için bir resim çizmek ya da dedesine bir kart yazmak. Ona yazmak isterse, kaybettiğiniz birine mektup yazma rehberimizde bir çocuk için uyarlayabileceğiniz fikirler var.
Alışılmış olanı elinizden geldiğince koruyun. Barnardo's küçük çocuklar için değişmeyen bir günlük düzen öneriyor; bayramda bu, sabah giyilen bayramlık, büyüklerin elini öpmek ve her yıl aynı olan bayram kahvaltısı anlamına da gelebilir. Sırada ne olduğunu bilen bir çocuğun dert edeceği bir şey eksilir.
Çocukların önünde ağlarsanız da bunda bir sakınca yok. Marie Curie'nin ailelere yönelik önerileri de bunu söylüyor. Ne olduğunu söyleyin (“Dedeni özledim, o yüzden ağlıyorum. Birazdan geçer.”) ve devam ettiğinizi görmelerine izin verin. Bir yetişkinin önce üzüldüğünü, sonra ekmek sepetini uzattığını gören çocuk, hüznün ve bayramın aynı sofraya oturabileceğini görmüş olur.
Onu en çok özleyen kişiye bir mektup
Bir ailede çoğu zaman bir kişi ötekilerden daha fazlasını taşır: eşini kaybetmiş bir anne ya da baba, bakımı üstlenen ağabey, sona kadar her gün orada olan kız kardeş. Bayramda herkes onu izler ve kimse ne diyeceğini tam bilemez; telefonuna düşen mesajların hepsi de kırk ayrı kılıkta aynı sözü tekrarlar: “Başınız sağ olsun.” Bir mektup ise tam o kişiye özgü olanı söyleyebilir; o da onu tek başına, kendi zamanında, kimse izlemeden okuyabilir.
Böyle bir mektup dört şey yapar:
- Vefat eden kişinin adını söyleyin. Erken ve açıkça. Çoğu zaman kimsenin ağzına almadığı söz odur.
- Okuyanı da içine alan bir anı. Yalnızca o kişiye dair bir anı değil, okuyanın da orada olduğu bir anı; böylece mektup ikisini birden anlatır.
- Taşıdığını gördüğünüz yük. Üstlendiği işler, açtığı telefonlar, kimsenin teşekkür etmediği küçük cesaretler. Onları tek tek sayın.
- Önümüzdeki aylar için birlikte bir plan. Ayı ve yeri belli bir şey; önündeki aylarda bekleyeceği bir şey olsun.
İşte yetişkin bir kızın, annesinin vefatından sonraki ilk bayramda babasına yazdığı bir mektup.
Sevgili babacığım,
Annemsiz ilk bayramımız bu. Hepimiz böreğin tuzunu konuşurken günün, kimse onun adını anmadan geçip gitmesini istemedim. O yüzden yazıyorum: Sevim. Annem. Onu her gün özlüyorum ve senin daha çok özlediğini biliyorum.
On iki yaşındayken, arefe akşamı fırının bozulduğu bayramı hatırlıyor musun? Saat ondu. Annem mutfağın ortasına oturmuş, gözlerinden yaş gelene kadar gülmüştü; sen de baklava tepsisini, ayağında terliklerle, yağmurun altında karşı komşumuz Perihan Teyze'nin fırınına taşımıştın. Baklava ancak gece yarısı fırından çıktı. Annem o hikayeyi her bayram anlattı, sen de her seferinde yağmurun onun anlattığından daha şiddetli olduğunu söyledin.
Bu yıl seni izledim. Gelen başsağlığı mesajlarının hepsine, doksan tanesine, tek tek cevap yazdın. Ben uğraşmayayım diye annemin kıyafetlerini sen topladın; yeşil paltosunu isteyeceğimi bildiğin için onu ayırdın. Hepsini sessiz sedasız yaptın ve sana teşekkür eden oldu mu, bilmiyorum. Ben teşekkür ediyorum.
Bayram sabahı iyi görünmek zorunda değilsin. On dakika balkona çıkıp yalnız kalmak istersen çık. Kimse bir şey demez, ben hiç demem.
Nisanda, günler uzayınca, ikimiz vapura binip Büyükada'ya gidelim; annemle her bahar yaptığınız gibi adayı yürüyerek dolaşalım. Vapur saatlerine baktım. Evet dersen o sabah seni almaya gelirim.
Seni çok seviyorum babacığım.
Selin
Çoğu kişinin yazmadığı paragraf üçüncüsü: babasının yaptıklarını gördüğünü ayrıntılarıyla söylüyor ve bunun için ona teşekkür ediyor. Sonunda da vapur saatlerine çoktan bakılmış; babadan istediği tek şey bir “evet”.
Kardeşler arasında kısa tutmak çoğu zaman daha iyidir:
Emre,
Babamsız ilk bayram. Aklımdan o gece hiç çıkmıyor: arefe gecesi bayramlık ayakkabılarımızı kucaklayıp sabaha kadar uyumayacağız diye koridorda oturmuştuk; orada uyuyakaldık, babam da ikimizin üstünden atlayıp geçti. Bu yıl hep yakında olan sendin; ben gelemezken her hafta sonu yola düşen de sendin. Gördüm. Bayram geçince o uzun yürüyüşü yine yapalım, ikimiz, yağmur yağsa bile.
Sevgiyle, Ebru
Kâğıt da olur, e-posta da. Kâğıda yazılmış bir mektup arefe gecesi yastığının üstüne konabilir; e-posta ise dünyanın öbür ucundaki bir ağabeye de ulaşır. Bu yıl en çok yazmak istediğiniz kişi kendi çocuğunuzsa, çocuklarınıza yeni yıl mektubu rehberimizde dokuz aylıktan otuz dört yaşına kadar çocuklar için altı örnek mektup var.
Ramazan, bayram, yılbaşı ve Noel'de yas gelenekleri
Pek çok gelenekte bir ölümden sonraki ilk bayramın kendine özgü bir yası vardır. Aşağıda anlatılanlar her ailenin yapması gerekenler değil, birçok ailenin yaptıklarıdır; gelenekler evden eve değişir, o yüzden ailenizin büyüklerine sorun.
İlk ramazan. 2027'de ramazan 8 Şubat'ta başlıyor. Onsuz ilk sahur ve sofrada yerinin boş kaldığı ilk iftar, çoğu zaman bayramdan önce gelen ilk zor günlerdir. Kimi aileler ramazanda onun için hatim okutur, kimileri onun hayrına bir iftar sofrası kurar, birçok aile ise ramazanı her zamankinden sessiz geçirir. Ne yapılacağı aileden aileye değişir.
Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı. Diyanet'in 2027 takvimine göre Ramazan Bayramı 9 ile 11 Mart arasında, arefesi 8 Mart'ta; Kurban Bayramı 16 ile 19 Mayıs arasında, arefesi 15 Mayıs'ta. Yurt dışında yaşıyorsanız, bulunduğunuz ülkede bayram bir gün önce ya da sonra başlayabilir. Birçok aile arefe günü ya da bayram sabahı, bayram namazından sonra mezarlığa gider. Bunun için belirlenmiş bir gün yoktur; din bilginleri de aileler de bayramın bunun zamanı olup olmadığı konusunda farklı düşünür.
Yılbaşı. Yılbaşını aile sofrasında karşılayan evler için kayıptan sonraki ilk yılbaşı gecesi de ayrı bir ilktir; o gece için birkaç öneriyi sık sorulan sorularda bulabilirsiniz.
Hristiyan aileler. Noel kiliseye göre farklı günlerde kutlanır: Rum Ortodoks kiliselerinin çoğu 25 Aralık'ı, Ermeni Apostolik Kilisesi 6 Ocak'ı, Rus, Sırp ve Gürcü kiliseleri 7 Ocak'ı esas alır. Birçok Ortodoks aile vefatın ardından ilk kırk günü sessiz geçirir. Okurların sorularını yanıtlayan rahipler bunu genellikle kilise kuralı değil aile geleneği olarak tanımlar; kendi rahibinize sorun.
Japonya. Birçok aile kasımda ya da aralık başında, arkadaşları yeni yıl kartı göndermesin diye kısa bir yas kartpostalı (喪中はがき, mochū hagaki) gönderir ve yeni yılı süssüz, “Mutlu yıllar” demeden, sessizce geçirir.
Çin ve Vietnam. Çin Yeni Yılı (Bahar Bayramı) ve Tết 2027'de 6 Şubat'a denk geliyor. Birçok Çinli aile vefattan sonraki ilk Bahar Bayramı'nda kapıya kırmızı beyitler asmaz; yas tutan pek çok Vietnamlı aile de Tết'te ziyarete gitmek yerine evde kalır ve komşular onlara gelir.
Kore. Seollal 2027'de 7 Şubat'a denk geliyor; yas tutan bir evin bayram ayinlerini nasıl yerine getireceği evden eve değişir.
Yakınını kaybeden birine bayram mesajı: ilk bayramında ne yazılır?
Bu yıl mesaj alan değil de bir arkadaşınıza yazan sizseniz, yas tutan birine yazacağınız bayram mesajının parlak cümlelere ihtiyacı yoktur. İngiliz kuruluşu Hospice UK, bir şey söylemenin hiçbir şey söylememekten iyi olduğunu belirtiyor; yine İngiltere'den Sue Ryder ise içinde hazır yazı olmayan bir kart, somut bir teklif ve cevap beklemediğinizi söylemeyi öneriyor. Kaybedilen kişinin adını anın; tek başına içini burkabilecek coşkulu bir “İyi bayramlar!” ile yetinmeyin ve günü belli tek bir teklifte bulunun.
Zamanında gönderin. Bir kart bayramdan önce ulaşmalı; bir mesaj ise en çok arefe akşamı ya da bayram sabahı iyi gelir, birkaç gün sonra değil.
- “Bu zor gününüzde yanınızdayım” yerine “Bu bayram hem seni hem Mehmet'i düşünüyorum” deneyin.
- “İyi bayramlar!” yerine “Bayramın mübarek olsun, uzaktan sarılıyorum” ya da “Huzurlu bir bayram dilerim” deneyin.
- “Bir ihtiyacın olursa söyle” yerine “Bayramın ikinci günü sana bir tepsi börek getiriyorum. İster on dakika kalırım, ister bütün öğleden sonra; sen nasıl istersen” deneyin.
- “Neler hissettiğini tahmin bile edemiyorum” yerine “Mehmet'in her bayram taktığı o cıvıl cıvıl kravatlar bütün hafta aklımdan çıkmadı” deneyin.
Başlangıç için altı cümle; köşeli parantezlerin içine kendi ayrıntılarınızı yazın:
- Eşini kaybetmiş bir arkadaşa: “[Adı] olmadan ilk bayramın bu; biz de onu kendi soframızda arayacağız. [Gün] sana uğrayacağım, elimde de [hep getirdiğim şey] olacak.”
- Bir iş arkadaşına: “Sana ve ailene sakin bir bayram dilerim. İşte hiçbir şey için acele yok; sen hazır olana kadar her şey bekleyebilir. Cevap yazmana da gerek yok.”
- Uzaktaki bir arkadaşa: “Keşke bu bayram sofranda olabilseydim. [Gün] saat [saat] gibi arayacağım; istersen [adı] hakkında konuşuruz, istersen havadan sudan.”
- Bir komşuya: “Bu bayram [adının] kapıda [çocuklara şeker dağıttığını] göremeyeceğiz; onu çok arayacağız. [Gün] kapına bir tabak [yemek] koyacağım. Kapıyı açmana gerek yok.”
- Bir kardeşe: “Kahvaltıda yanındaki yeri bana ayır. Fazla gelirse bulaşığı birlikte yıkar, mutfakta [adı] hakkında konuşuruz. Buradayım, her zaman, her şey için.”
- Çocuğunu kaybetmiş bir anneye: “Bu bayram hep [çocuğun adı] geliyor aklıma, bir de sen. [Onunla ilgili küçük bir ayrıntı] hâlâ gözümün önünde. Adını duymak istediğin her an söylerim.”
Ne yazmamalı? “En azından” sözünü bütün biçimleriyle (en azından artık acı çekmiyor, hiç değilse uzun bir ömür sürdü) ve yas tutan birine ne hissetmesi gerektiğini söyleyen “Artık daha iyi bir yerde” cümlesini dışarıda tutun. Bir mesajın onu daha iyi hissettirmesi gerekmez. Ona yalnızca, ne kendisinin ne de özlediği kişinin unutulduğunu söylemesi yeter.
Bayram sofrasında anlatılan hikayeleri saklamak
Aileniz herkesin birer hikaye anlattığı turu denerse, biri mutlaka ötekilerin hiç duymadığı bir hikaye anlatır; o hikaye saklanmaya değer. Tur başlamadan önce biri, herkesin bunun telefonla kaydedilmesine razı olup olmadığını yüksek sesle sorabilir ve bu soruyu da kayda alabilir. Herkes pas geçebilir ya da kendi hikayesinin kayda girmemesini isteyebilir; insanları kaydetmeyle ilgili kurallar da ülkeden ülkeye değiştiği için bulunduğunuz yerin kurallarına bakın. İşin pratik tarafı sevdikleriniz için sesinizi kaydetme rehberimizde. Vefat eden kişinin elinizdeki tek kaydı eski bir sesli mesajsa, telefon hattı kapatılmadan önce o sesli mesajı saklayın.
Sonra bu hikayeler bir mektuba dönüşebilir. Goodbye App'te bir mektup, yazının yanında tek bir ses kaydı taşır. En önemli hikayenin kaydını seçin ya da akşamın kaydını kırpıp tek bir dosyaya indirin; öteki hikayeleri de mektubun metnine yazın. Mektubu gelecek bayrama ya da ölüm yıl dönümüne zamanlayın; aileye e-postayla gider. Hangi gün ve saatte gideceğini, kendi saatinize göre, otuz yıl ileriye kadar siz belirlersiniz. Bayram her yıl yaklaşık on bir gün öne kaydığı için tarihi takvimden kontrol edin. Ailenizden Almanya'da ya da başka bir ülkede yaşayanlar varsa, o saatin onlar için kaç olacağına bakın. Mektup gönderilene kadar gizli kalır; uygulama ücretsizdir, on beş dilde, web üzerinden ve Android'de kullanılabilir.
Her mektup bir kez gönderilir; ertesi bayram için o yıla yazılmış yeni bir mektup gerekir. Etkin olmama güvencesi isteğe bağlıdır ve siz açmadıkça kapalı durur; açarsanız, hesabınız seçtiğiniz süre (3 ila 45 gün) boyunca hiç kullanılmadığında mektuplar planlanan tarihten önce de gidebilir. O akşamdan bir fotoğraf ise ayrı bir zamanlanmış gönderiye eklenir; bu gönderi yalnızca seçtiğiniz kişilerle paylaşılabilir.
En güzel hikayelerin bir kısmı sofranın büyüklerinden gelecek; ama kalabalık bir sofra, onlardan daha fazlasını istemenin yeri değildir. Anne babanıza sorulacak sorular rehberimiz, ertesi gün baş başa, bir yürüyüşte ya da mutfakta yapılacak bir sohbet için.
Yas ağırlaştığında: ne zaman yardım istemeli?
Bayramda yas tutmak, bir şeylerin ters gittiğinin işareti değildir. Ramazan ve bayram boyunca kendinizi durgun, ağlamaklı, öfkeli ya da uyuşmuş gibi hissetmek pek çok insan için yasın bir parçasıdır. İngiltere'nin ulusal sağlık hizmeti NHS'in de belirttiği gibi çoğu insan için yasın ağırlığı zamanla hafifler.
Moraliniz birkaç haftadan uzun süredir bozuksa ya da denediğiniz şeyler işe yaramıyorsa, doktorunuzla ya da yaşadığınız yerdeki bir yas destek hizmetiyle konuşun. Endişelendiğiniz kişi sofradaki başka biriyse, sakin bir anını bulup ona bunu nazikçe söyleyin ve aynısını önerin. Birinin tehlikede olabileceğini düşünüyorsanız günün bitmesini beklemeyin: hemen bulunduğunuz yerin acil yardım hattını arayın. Yakınınızda ne tür destek olduğunu bilmiyorsanız, doktorunuz ya da vefat eden kişiye bakan hastane veya palyatif bakım ekibi çoğu zaman sizi doğru yere yönlendirebilir. Sormak için bayramın geçmesini beklemeyin.
Sık sorulan sorular
Yas tutan bir evde bayram yine de kutlanır mı? İsterseniz evet. Kimi aileler her geleneği sürdürür, çünkü alışılmış düzen onları ayakta tutar. Kimileri neredeyse hiçbir şey yapmaz ya da bayram tatilinde uzağa gider. Bunların hepsi olağandır; o yüzden yalnızca bu yıl için karar verin.
Bir ölümün ardından bayram mesajı göndermemek olur mu? Olur. İlk yıl kimse sizden mesaj beklemez. Geniş çevreye haber vermesini bir kişiden isteyin, isterseniz bayramdan sonra kısa bir mesaj atın.
Eşimi kaybettikten sonra bayram mesajlarını nasıl imzalamalıyım? Yalnızca kendi adınızla, örneğin “Sevgiyle, Gülten”. Onu da mesajda anmak isterseniz, onun adına imza atmak yerine kendi adınızın ardından “Yusuf'u rahmetle anarak” gibi bir satır ekleyin.
Annesiz ilk bayramını geçiren bir arkadaşa ne denir? Annesinden söz edin ve günü belli bir teklif yapın: “Bütün hafta annenin yaprak sarmaları aklımdaydı, sen de aklımdaydın. Bayramın üçüncü günü seni bir yürüyüşe çıkarabilir miyim?” Sonra cevap yazmasına gerek olmadığını söyleyin.
Mesaja onun fotoğrafını koyabilir miyim? Basılı bir kartta ya da kendi telefonunuzdan attığınız bir mesajda, size doğru geliyorsa evet. Onun da içinde olduğu, güzel bir günden kalma bir aile fotoğrafı çoğu zaman tek başına bir portreden daha yumuşak düşer; neşeli bayram mesajlarının arasında birden beliren bir portre insanı hazırlıksız yakalayabilir.
Aile planda anlaşamazsa ne yapmalı? Herkese kendisi için en önemli olan tek şeyi sorun ve günü bunların etrafında kurun. Yalnızca bu yıl için yapılan bir plan üzerinde anlaşmak daha kolaydır; bayram da bölünebilir: ilk gün bir türlü, ikinci gün başka türlü.
İkinci yılın bayramı bazen daha mı zor geçer? Birçok kişi öyle söyler. Kimileri ilk yılı herkesin ilgisiyle yumuşamış bir yıl olarak anlatır, ikinciyi ise daha sessiz: daha az mesaj, daha az arayan soran. Onu da ilki kadar özenle planlayın.
Kayıptan sonraki ilk yılbaşı gecesi de zor geçer mi? Yılbaşını kalabalık bir sofrada karşılamaya alışmış birçok aile için zor geçebilir. Geceyi önceden planlayın: kiminle olacağınızı, gece yarısını bekleyip beklemeyeceğinizi ve erken kalkıp gitmenin bir yolunu. Saat onda yatmak da yeni yıla girmenin gayet iyi bir yoludur.
Bunu intiharı düşündüğünüz için okuyorsanız, lütfen bugün biriyle konuşun. findahelpline.com ülkenizdeki ücretsiz ve gizli destek hatlarını listeler; daha fazlası için intihar ve kendine zarar verme hakkındaki sayfamıza göz atabilirsiniz.
Every person has a legacy®
Başla




