
Tarih kendiliğinden gelir. Yıllar önce kurulmuş bir telefon hatırlatıcısı sabah yedide ekranı aydınlatır. Eski bir arkadaşı bir fotoğraf paylaşır. Pastanede onun her yıl istediği pasta durur ve biri beşten beri uyanık, onu alıp almamaya karar vermeye çalışır. Vefat eden birinin doğum günü, kimsenin takvime bakıp bulmak zorunda olmadığı tek yıl dönümüdür; bir de kimsenin onunla ne yapılacağını öğretmediği tek gündür.
Bu sayfa bir duygu değil, bir plan; içindeki hiçbir şey de zorunlu değil. Hiçbir şey yapmayan bir aile kimseye karşı kusur işlemiş olmaz, pasta alıp mum üfleyen bir aile de yanlış bir şey yapmış olmaz. Anmak istediğiniz gün ölümün yıl dönümüyse, o günün sözleri ölüm yıl dönümünde ne denir yazımızda.
Bu günün adı ne ve neden kimse size bir sözcük öğretmedi?
Türkçenin bu gün için yerleşmiş bir sözcüğü yok, adı olan günler ise hep öteki tarihe bağlı. Yedisi, kırkı, elli ikisi, ölüm ya da vefat yıl dönümü, bir de genellikle ölüm tarihine bağlanan mevlit: hepsi öldüğü günü sayar. Doğduğu gün için elinizde yalnız tarif kalır, “babamın doğum günü” ya da “kırk yaşında olacaktı”. Aynı boşluk başka dillerde de var.
İngilizcede de durum böyle ve o dilin tuttuğu sözcükler yine ölüm gününü gösteriyor. Wiktionary deathday maddesini bir kişinin öldüğü gün ya da onun yıl dönümü diye tanımlıyor. İngilizce ayrıca yahrzeit sözcüğünü Yidişten olduğu gibi almış; My Jewish Learning onu tek satırda açıklıyor: “bir ölümün yıl dönümü anlamına gelen Yidiş sözcük”. Bir insanın doğduğu, ama artık o günü karşılamak için burada olmadığı gün için bir karşılık yok.
Daha eski cevap beklediğinizin tam tersi. Peder Joe Babendreier'in Opus Dei sitesinde yeniden yayımlanan bir yazısında belirttiği gibi, “Başlangıçta Kilise'de bir kişinin doğum gününü kutlamak âdet değildi.” Anılan gün dies natalis'ti, Latincede doğum günü, “bir Hristiyanın öldüğü gün olarak anlaşılıyordu”. Doğum günü, ölüm günüydü; azizlerin yortularının çoğunun öldükleri tarihe düşmesinin sebebi de bu.
En zengin söz dağarcığı Vietnamcaya ait ve hepsi ölüm gününün üstüne kurulu. Giỗ, ay takvimine göre tam ölüm tarihinde yapılır; her yılın ve bir önceki akşamın ayrı adı vardır. Vietnam Budist Cemiyeti'nin sitesinde Thích Thiện Phước, húy kỵ için hocalarımızın, annemizin babamızın, sevdiklerimizin ve arkadaşlarımızın öldüğü gün diyor. Oradaki tek satır, hiçbir yerde bulunmayan tek istisna: imparatorluk döneminde bir kralın ya da kraliçenin hem doğum hem ölüm tarihine ngày kỵ denirmiş. Vietnamcada vefat eden birinin doğum günü için bir sözcük bir zamanlar vardı ve yalnızca hükümdarlara ayrılmıştı.
Bir gelenekte doğum günü listede zaten var. Ortodoks Azbyka of Faith sitesi, vefat eden bir kişiyi anmak için yılda üç tarih sayıyor: ölümün yıl dönümü, doğum günü ve isim günü. Bu tarihi anan bir aile, üçünden birini anmış oluyor.
| Söz | Nereden | Neyi adlandırır |
|---|---|---|
| ölüm yıl dönümü, vefat yıl dönümü | Türkçe | Ölümün yıl dönümü; doğum günü için karşılığı yok |
| yedisi, kırkı, elli ikisi | Türkiye'de yaygın halk geleneği | Vefatın ardından yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gün |
| mevlit | Türkiye'de yaygın uygulama | Vefat edenin anısına yapılan okuma; çoğunlukla ölüm tarihine bağlanır |
| deathday | İngilizce | Bir kişinin öldüğü gün ya da onun yıl dönümü |
| yahrzeit | Yidiş, Yahudi geleneği | İbrani takvimine göre ölümün yıl dönümü |
| dies natalis | Latince, ilk dönem Kilisesi | Bir Hristiyanın öldüğü gün; doğum günü sayılırdı |
| giỗ | Vietnamca | Ay takvimindeki ölüm tarihinde yapılan yıllık tören |
| giỗ đầu, giỗ hết, giỗ thường | Vietnamca | Birinci yıl, ikinci yıl, sonraki her yıl |
| tiên thường, chính kỵ | Vietnamca | Bir önceki akşam ve ölüm tarihinin kendisi |
| húy kỵ, kỵ nhật | Vietnam Budist kullanımı | Bir hocanın, annenin babanın ya da dostun öldüğü gün |
| ngày kỵ | Vietnam imparatorluk kullanımı | Bir hükümdarın hem doğum hem ölüm tarihi |
| isim günü | Ortodoks geleneği | Kişinin adını taşıdığı azizin yortusu |
Yani elde kalan bir sözcük değil, bir biçim. Burada bakılan her gelenek ölüm gününü adlandırmış, ona bir takvim ve bir tören vermiş. Doğduğu günü, Vietnam'da bir kral için olanı saymazsak, hiçbiri adlandırmamış. Doğru adı arayıp bulamadıysanız bu sizin eksiğiniz değil. Tarihin büyük bölümünde bu bir gün değildi; bir kuşak içinde oldu.
Hiç anmalı mı: ilk yıl ve sonraki yıllar için bir karar kâğıdı
Bu günün anılmaması gerektiğini duyduysanız, bunu kimin söylediğini bilmekte fayda var. Benzer uyarılar Türkçe internette de dolaşıyor ve kaynakları genellikle aynı yere çıkıyor. Vechernyaya Moskva gazetesindeki bir yazı, medyum olarak tanıtılan Darya Mironova'nın doğum gününün kesinlikle kutlanmaması gerektiğini, numerolog ve Slav büyüsü uzmanı Evgenia Belova'nın da bu tarihin öteki dünya için artık bir anlamı kalmadığını söylediğini aktarıyor. İkisi de din adamı değil.
Bir din adamı tam tersini söylüyor. Kaluga bölgesindeki Mosalsk'taki Svyato-Nikolsky kilisesinin papazı Peder Vladislav Beregovoy, 360.ru sitesine “запрета на поминовение усопших в день их рождения в Церкви никогда не было” demiş: Kilise'de vefat edenlerin doğum günlerinde anılmasına dair hiçbir zaman bir yasak olmadı; yasak yalnızca Kilise'den uzak, batıl inançlı cemaat mensuplarının kafasında var. İki kaynağın da koruduğu ayrımı siz de koruyun. Kilise bu tarihte anılmasına izin veriyor ve doğum günü onun yıllık üç tarihinden biri. Günü sıradan bir doğum günü partisi gibi geçirmeyi ise önermiyor. Bir aile ikisini birden yapabilir.
Türkiye'de pek çok ev için soru başka biçimde kurulur: vefat eden biri için o gün ne yapılabilir? Buna verilen karşılık genellikle günden bağımsızdır. Dua, Kuran okumak ya da okutmak, onun adına sadaka ve hayır, bir mezar ziyareti: bunların hiçbiri belli bir güne bağlı değildir, dolayısıyla doğum gününde yapılmasının da önünde bir şey yoktur. Günü bir kutlamaya çevirmek ayrı bir sorudur ve onu bir web sayfasına değil kendi imamınıza sormak en doğrusu.
Ölçülmüş olan ne? Deborah Carr ve arkadaşları, The Journals of Gerontology, Series B dergisinde, bu tarihi Detroit yakınlarındaki yaşlı evli kişiler arasında sınadı; eşleri vefat etmeden önce, sonra vefatın altıncı ve on sekizinci ayında görüşülmüştü. Altıncı ayda eşini kaybetmiş 210 kişiden, vefat eden eşin doğum gününe bir ay kalmış ya da bir ay geçmişken görüşülen 29 kişi, aradaki öteki farklar hesaba katıldığında daha çok umutsuzluk, daha çok kaygı ve daha çok depresyon belirtisi bildirdi. Yazarlar temkinli olunmasını istiyor, çünkü 29 kişi küçük bir grup. İki bulgu daha en az o kadar önemli. Etki yalnızca ilk altı ayda göründü ve on sekizinci ayda kalmamıştı; doğum günü penceresinde özlem ise hiç artmadı. Örneklem yaşlı ve eşini kaybetmiş kişilerden oluşuyordu, yani bunların hiçbiri evladını ya da annesini babasını kaybetmiş kişilere dair bir bulgu değil. Bu sayfanın üstüne kurulduğu okuma şu: zor olan ilk doğum günüdür, sonrakiler genellikle değil.
Niçin bir plan bir karardan iyidir? Michael Norton ve Francesca Gino'nun Journal of Experimental Psychology: General dergisinde “Rituals Alleviate Grieving for Loved Ones, Lovers, and Lotteries” adıyla yayımlanan ve Harvard Business School tarafından anlatılan araştırmaları, yas üzerindeki etkiyi gerçekten yaptıkları bir ritüeli yazan kişilerde buldu; yanındaki çalışmada da başkasının bir ritüeli yapmasını izlemek, insanın kendi yapmasından çok daha zayıf kaldı. İçinde kendi ellerinizin olduğu bir planın gerekçesi bu.
Şimdi kâğıda geçelim.
| Durum buysa | O zaman |
|---|---|
| Vefattan sonraki ilk doğum günüyse | Başlama ve bitiş saati olan tek bir küçük şey |
| Vefat son birkaç hafta içindeyse | Organize edecek bir şey yok. Bir mum, yemek, gelen gidenler |
| Evde kimse anılmasını istemiyorsa | Bırakın, ama dışarıdan iki kişiye söyleyin ki kimse elinde pastayla çıkagelmesin |
| Bir kişi istiyor, ötekiler istemiyorsa | O kişi tek bir şey seçip onu yürütsün; bir saati geçmesin, katılmak zorunlu olmasın |
| Ev halkı nasıl yapılacağında anlaşamıyorsa | Bölün: sabah mezarlık, sonra sofra; ikisi de mecburi değil |
| Yükü taşıyacak kişi tükenmişse | İşi adını vererek birine devredin ya da her şeyi tek bir muma indirin. İptal etmek de bir cevaptır |
| Onu tanımış çocuklar varsa | Planı bir gün önceden anlatın ve her birine kendi seçtiği bir iş verin |
| İnancınız o tarihte bir şey gerektiriyorsa | Önce onu yapın. Sofra mevlidin ya da ibadetin ardına sığar, asla yerine geçmez |
| Günün belli bir saatinden korkuyorsanız | O saate bir insan koyun. Dörtte bir yürüyüş de bir plandır |
| O gün işte olmayı tercih ederseniz | Gidin, akşama da küçük tek bir şey koyun |
| Üçüncü ya da daha sonraki bir doğum günüyse | Tek bir şey tutun ve her yıl aynı tutun, yirmi dakika, ki kimse yeniden karar vermek zorunda kalmasın |
| Ev vazgeçmiş ama bir kişi vazgeçmemişse | Kendi anmasını kimseyi çağırmadan sürdürür. Tarihin söylenmiş olması yeter |
| Alışkanlık sessizce tümden bitmişse | Yeniden başlatılacak bir şey yok. Yıllar birbirine gelenek borçlu değil |
| Yeni bir eş, bir bebek ya da yeni bir ev varsa | Sürdürün ve yeni evin bir yerine geçme olmadığını yüksek sesle söyleyin |
Kâğıt ne derse desin, kararı yalnızca bu yıl için verin ve bunu açıkça söyleyin. Bir yıllık bir planda anlaşmak da kolaydır, onu değiştirmek de.
Vefat eden birinin doğum gününde aileler ne yapıyor: bir tabloda on iki gelenek
Bu, pek çok evin yaptığıdır; hiçbir evin yapmak zorunda olduğu değil. Gelenekler aileden aileye, mahalleden mahalleye değişir; bir satır bir inancın adını anıyorsa, onu kural saymadan önce kendi imamınıza, papazınıza, hahamınıza ya da rahibinize sorun.
| Ev | Doğum gününde ne oluyor | Nereden geliyor |
|---|---|---|
| Türkiye'de pek çok Müslüman ev | Belirlenmiş bir gün yok. Mezar ziyareti, Yasin ya da Kuran okumak, onun adına lokma veya helva dağıtmak, bir ihtiyaç sahibine sadaka; mevlit çoğunlukla ölüm tarihine bağlanır. Burada anılan âlimler yıllık bir anma törenini sonradan eklenmiş sayar, mezar ziyaretini ve duayı ise her gün için uygun bulur | Aile geleneği; kendi imamınıza sorun. Islam Question and Answer; mezar ziyareti, yıl dönümleri ve vefat edene ulaşanlar üzerine |
| Ortodoks Hristiyan | Proskomidia için bir not, takvim izin veriyorsa bir panikhida, mezarın derlenmesi, orada okunan bir litia, evde Mezmurlar | Azbyka of Faith, Foma |
| Katolik | O sabah için istenen bir ayin niyeti, ardından mezara çiçek | Ayin bağışı için Kanon 945. Çiçek yaygın uygulamadır, kanon hukuku değil |
| Yahudi geleneği | Gelenekte doğum gününe dair bir uygulama yok; yine de Reform rehberliği, bir ailenin mezarı ziyaret edebileceği günler arasında doğum gününü anıyor. Uygulama, İbrani takvimine göre ölüm tarihinde olan yahrzeit: mum ve Kadiş | ReformJudaism.org, mezar ziyaretleri üzerine, My Jewish Learning |
| Vietnamlı ev | Önemli olan gün, ölüm tarihindeki giỗ olarak kalır. Doğum tarihinde, tutulduğu yerde, sunağa bir tepsi: çiçek, meyve, tütsü, pasta | Giỗ miras alınır, tepsi satılır |
| Meksikalı ev | Vefat edenler doğum günlerinde değil, ekim kasım dönümünde anılır: çiçek yaprakları, mumlar, sunakta ve mezarda onların yemekleri | UNESCO, 2008'de listeye alındı |
| Evdeki yemek | Onun yemeği, onun tarifiyle; sofrada da onun olduğu söylenir | Ailelerin en sık anlattığı şey |
| Mezar ya da deniz | Derlenir, çiçek bırakılır, yüksek sesle tek bir şey okunur, on beş dakika, sonra eve | Takvim istisnalarıyla, hemen her yerde |
| Birkaç söz | Yemekten önce kırk saniye, sonra sofraya | Dinden bağımsız ve iyi yapılması en kolay şey |
| Onun adına verilen | Yaşı kadar bir tutarın önemsediği bir yere bağışlanması ya da sessizce karşıladığı bir şeyin yeniden karşılanması | Burada anılan Ortodoks ve Müslüman rehberlikte de geçiyor, hiç dini olmayan evlerde de yapılıyor |
| Onun sevdiği şey | Yürüyüş, deniz, yol, maç; onunla birlikte yapan kişiler eliyle | Dinden bağımsız ve en sık iyi geldiği anlatılan şey |
| O gün hiçbir şey | Tarih anılmadan geçer, yılı ölüm tarihi taşır | Olağan ve bazı geleneklerde bilinçli bir tercih |
Türkiye'de bir ailenin önünde ne var. Burada ayarlanacak şeylerin hepsi ölüm tarihine bağlı olanlardır: bir mevlit, bir hatim, cami çıkışında ya da mezarlık kapısında dağıtılan lokma veya helva, onun adına okutulan bir Yasin, onun adına dikilen bir fidan. Doğum gününe ait, o gün için yazılmış bir dua ya da belirlenmiş bir metin yok; sözleri arayan bir ailenin hiçbir şey bulamamasının sebebi de bu. Elinizde olan şey, aynı şeylerin tarihini değiştirmek: bunların hepsi hangi gün yapılırsa o gün geçerlidir, doğum günü de bir gündür. Hiçbirini ayarlamak istemiyorsanız geriye kalan hâli küçük ve evcildir: kahvaltıda onun yeri, bir mum, bir fotoğraf ve birkaç eşyası, birlikte pişirilen yemekleri, sabah mezarlık, bir de onun adına verilen bir şey.
Vietnamlı bir ailenin önünde ne var. Doğum günü uygulaması orada gerçekten yapılıyor, hatta sipariş edilebiliyor. Dong Nai'daki Hoa Vien Binh An anıt parkı bir mâm lễ sinh nhật, yani doğum tarihinde mezarda ya da evin sunağında kurulan bir doğum günü sunu tepsisi satıyor: güller, meyve, üstüne bir ad ve bir dilek yazılabilen yaş pasta, mumlar, sandal ağacı tütsüsü, bir şemsiye ve bir görevli; tören başına 1.000.000 VNĐ gösterge fiyatıyla. İki dürüst not. Bu bir hizmet listesi, miras alınmış bir tören değil: doğum günü uygulamasını buyuran bir Budist merci ya da geleneksel bir văn khấn bulunamadı. Ve giỗ'ün yerine geçmiyor, onun yanında duruyor.
Mezar başı kuralı, bir kez söylenmiş hâliyle. Üç Ortodoks kaynak aynı şeyi söylüyor ve bunu sonradan değil önceden bilmek daha iyi. Foma, mezarın doğum gününde, ölümün yıl dönümünde ya da onun için anlam taşıyan herhangi bir günde ziyaret edilebileceğini söylüyor ve iki şeyi dışarıda bırakıyor: anma yemeği mezarlıkta değil, evde ve ona yakın olanlarla yenir; bir de doğum gününde bile olsa vefat edenin şerefine içilmez diyor. Pravmir, anma yemeğinde şaraptan, hele votkadan uzak durulması gerektiğini söylüyor ve vefat eden için doldurulup bırakılan kadehi Hristiyan bir âdet değil, pagan bir kalıntı sayıyor. Azbyka of Faith de ailelerden anmayı alkolle yapma alışkanlığını bırakmalarını istiyor. Türkiye'de de anma yemeği mezarlıkta değil evde ya da camide verilir; lokma çoğunlukla mezarlık kapısında ya da cami çıkışında dağıtılır. Aileniz hep tersini yaptıysa bu bir kınama değil. Plan yaparken bilmekte fayda var.
Vefattan sonraki ilk doğum günü, saat saat
Baştan sona işlenmiş bir gün. Aile de adları da hayal ürünü ve içindeki tek bir satır bile uyulması gereken bir emir değil. Kemal Aydın 3 Şubat'ta altmış bir yaşında vefat etti; doğum günü 11 Eylül. Eşi Nesrin, oğlu Burak ve kızı Esra ilk doğum gününü dört mesajda planladı. Torunu Mert dokuz yaşında.
| Ne zaman | Ne yapıyorlar | Niçin orada |
|---|---|---|
| Üç hafta önce | Burak mahalle camisini arayıp 11 Eylül için mevlit ayarlıyor, lokmanın siparişini de veriyor | Caminin programı ve lokma dökümcüleri haftalar öncesinden dolar |
| Bir gece önce | Tek bir mesaj: nerede, kaçta başlıyor, kaçta bitiyor, kim ne getiriyor, “istediğin kadarına gel, hiç gelmesen de olur” | Kimse sabah ne beklendiğini tahmin ederek kalkmasın |
| 07.30 | Esra o gün için babasının hesaplarını ve annesinin telefonunu üstleniyor | Haberi bilmeyen birinden gelen bir kutlama, tek başına okunacak en zor mesajdır |
| 09.00 | Mezarlık: otlar temizlenir, taş silinir, su dökülür, çiçekler bırakılır, bir Yasin okunur, sonra hep birlikte çıkılır. Çiçekleri Mert taşıyor | Erken ve evin dışında, saati belli bir şey; böylece günün altında bir zemin olur |
| 11.00 | Camide mevlit; ardından çıkışta lokma dağıtılır | Sonu olan bir tören, kimsenin kapatamadığı bir saate dönüşmez |
| 12.30 | Kemal'in pilavı, kendi el yazısındaki tarifiyle, Burak'ın elinden, kötü bir şekilde | Yemek pişirmek, yerinde duramayan kişiye yapacak bir şey verir |
| 14.00 | Sofra: Burak'tan kırk saniye, sonra herkesten bir hikaye; isteyen “pas” diyebilir | Yemek, onun hakkında suskun geçmesin |
| 15.30 | Mert'in seçtiği pasta; mumları da Mert üflüyor, çünkü kendisi istedi | Bu onun dedesinin de doğum günü ve o bir pasta istiyordu |
| 16.30 | Kemal'in her pazar çıktığı yürüyüş, isteyen için | Gün, toplanmış bir sofrada değil, yürürken bitiyor |
| 18.00 | O sabah duyurulan saatte bitiyor | Duyurulmuş bir bitiş, daha fazlasını kaldıramayan herkese bir iyiliktir |
| Akşam | Nesrin ona yirmi dakika yazıyor. Kimse okumak istemiyor | Günün tek bir kişiye ait olan kısmı |
| Ertesi sabah | Esra yazan herkese tek bir satır gönderiyor: “Teşekkür ederiz. Çoğunlukla iyi bir gündü.” | On iki cevap, o gün on iki kez değil, bir gün sonra bir kez yazılmış olur |
Mevlit ya da hatim nasıl ayarlanır. Mahalle camisini arayın ya da namaz çıkışında görevliyle konuşun; vefat edenin adını verin, tarihi söyleyin ve o gün için uygun bir vakit olup olmadığını sorun. Evde okunmasını istiyorsanız bunu da aynı görüşmede söyleyin. Türkiye'de cami görevlileri Diyanet'e bağlı memurdur, bu yüzden bir okuma için ücret istenmesi olağan değildir; lokma, helva ve ikram ise sizin bütçenize kalmıştır ve hepsi isteğe bağlıdır. Bir Yasin okumak için hiç kimseye ihtiyaç yok: evde, mezarda ya da içinizden okuyabilirsiniz.
Bir ayin niyeti nasıl istenir. Katolik bir ev için istenen şeyin adı ayin niyetidir ve bunu bilmek kafa karıştırıcı bir telefon görüşmesinden kurtarır. Roma Missali'nin Genel Talimatı vefat edenler için ayinin ayrıcalıklı hâllerini dar tutuyor: ölüm haberinin alınmasında, defin sırasında ya da birinci yıl dönümünde; doğum günü bunların arasında değil. Olması da gerekmiyor. Kanon 945, ayini kutlayan ya da birlikte kutlayan her rahibin, ayini belli bir niyete tahsis etmek üzere bir bağış almasına izin veriyor. Kilise bürosunu arayın, adı verin, tarihi söyleyin ve niyet defterinin ne zaman açıldığını sorun. Aynı kanon, rahiplere bağış olmasa da inananlar, özellikle de ihtiyaç içinde olanlar için ayin okumalarını öneriyor; yani para bir engelse bunu söyleyin ve yine de isteyin.
Aynı gün, tek başınıza. Yukarıdakilerin çoğu bir ev halkı olduğunu varsayıyor. O günü anan tek kişi sizseniz biçim yine işe yarar; üstünde saatler olan bir gün, hiç olmayan bir günden daha kolay geçer.
| Ne zaman | Ne yapıyorsunuz | Niçin orada |
|---|---|---|
| Bir hafta önce | Ev dışından bir kişiye tarihin yaklaştığını ve o gün sessiz olmayı düşündüğünüzü söyleyin | Sessiz bir gün bir kriz gibi okunmasın, bir de biri size onun adını söylesin |
| 09.00 | Çiçekleri kendiniz alın | Sabahın ilk işi sizi dışarı çıkarır ve güne başlanacak bir kenar verir |
| 11.00 | Ona ait olan yerde on beş dakika: mezar, bank, deniz | Süresi belli bir ziyaret, kapatamadığınız bir saate dönüşmez |
| 13.00 | Onun yemeği, bir masada, tabakta; tezgahın başında ayakta değil | Yemek en sık atlanan kısımdır ve atlamak öğleden sonrayı kötüleştirir |
| 16.00 | Önceden sözleştiğiniz, bugünün ne olduğunu bilen tek bir kişiyle telefon | Korktuğunuz saat, içinde biri varsa boş olmaktan çıkar |
| Ne zaman gelirse | Gelen tek daveti, bir saat için bile olsa kabul edin | Onu konuşmayan insanlarla olmak bir ihanet değil, bir dinlenmedir |
| 21.30 | Ona on dakika yazın, sonra durun | Günün, içinde uykuya dalarak değil, sizin seçtiğiniz bir yerde bitmesi |
O gün anneye, eşe ya da çocuklara ne yazılır: üç tonda dokuz tam mesaj
Bu tarih, bütün yıl boyunca elinizin altındaki en kolay iyiliktir ve neredeyse hiç kullanılmaz. Cenazede herkes yazar. Dokuz ay sonra, onun doğum gününe denk gelen bir salı günü yazan neredeyse yoktur; insanların sakladığı mesajın tam da o olmasının sebebi bu.
Dokuzunu birden tutan dört kural var. Vefat eden kişinin adını söyleyin. Hangi gün olduğunu, “bu zor günlerde” diye geçiştirmeden açıkça söyleyin. Günü ve saati belli tek bir teklif yapın. Ve cevap beklemediğinizi yazın. Üç okur için üç ton:
Oğlunu kaybetmiş bir anneye. Tolga yirmi altı yaşında vefat etti. Annesi Gönül.
Gönül abla, bugünün ne olduğunu biliyorum. Bütün gün Tolga'yı ve seni düşünüyorum. Cevap vermene gerek yok.
Gönül abla, bugün Tolga'nın doğum günü ve gün, telefonunda başka birinden onun adı geçmeden kapanmasın istedim. Onu hâlâ durakta, elinde kocaman bir simitle, benim çoktan gördüğüm bir filmin konusunu anlatırken görüyorum. Perşembe öğleden sonra müsaitim; seni bir kahveye çıkarıp onu konuşmak isterim, canın istemezse başka bir şey konuşuruz. Bugün cevap vermek zorunda değilsin.
Gönül Hanım, merhaba. Tolga'yla iki yıl birlikte çalıştım ve bugün onun doğum günü; o yüzden yazmak istedim. Hiçbir şeyi beceremezken bu işi bana o öğretti, hem de hiç sıkılmadan. Bir gün sizin için uygun olursa, onun işte yaptığı ve belki hiç duymadığınız şeyleri anlatmayı çok isterim.
Eşini kaybetmiş birine. Ferit martta vefat etti. Eşi Şule.
Şule, Ferit'in doğum günü kutlu olsun. Bugün ikinizi de düşünüyorum. Bütün akşam buradayım, istersen gelirim; istemezsen de hiç sorun değil.
Şule, bugün Ferit'in doğum günü. Onu hâlâ pazar sabahları yedi buçukta kapımızda, elinde sıcak ekmekle, “Yolum düşmüştü” derken duyuyorum; o yol bir kez bile düşmemişti. Cumartesi on birde dondurucuya koyacak bir şeyle uğrayacağım; on dakika da kalırım, bütün öğleden sonra da, sen nasıl istersen. Bu mesaja cevap vermek zorunda değilsin. Kapıya gelince yazarım.
Şule Hanım, biz sizinle hiç tanışmadık, ama Ferit üç yaz önce bahçe çitimizi tamir etti ve karşılığında hiçbir şey almadı. Bugün doğum günü olduğunu biliyorum, çünkü çalışırken tarihi söylemiş, o günü her yıl bahçede geçirdiğini anlatmıştı. Çit hâlâ ayakta, biz de onu anıyoruz.
Yetişkin çocuklara. Sema geçen yıl vefat etti. Çocukları Pelin ve Onur.
Pelin, bugün annenin doğum günü. Sema. Seni de Onur'u da düşünüyorum. Senden bir şey beklemiyorum.
Pelin, bugün Sema'nın doğum günü ve bu günü öyle geçiştirmek istemiyorum. Kendi annemi kaybettiğim hafta bize gelmiş, neredeyse hiç konuşmamış, mutfakta ne bulaşık varsa yıkayıp gitmişti. Yirmi yıl oldu ve ben hiç unutmadım. Aynısını ikiniz için yapmak isterim; o yüzden pazar altıda yemek getiriyorum. Gün uygun değilse söyle. Değilse cevap yazma, ben geleceğim.
Pelin Hanım, Onur Bey, merhaba. On bir yıl boyunca annenizin Fidanlık Sokak'taki komşusuydum ve bugün onun doğum günüydü. Bize her ağustos, hiçbir ailenin yetiştiremeyeceği kadar domates verirdi ve oğlumu hep adıyla sorardı. Bir gün isterseniz, onun bahçesinde çekilmiş, 1998'den kalma iki fotoğrafı var elimde.
Ne gönderilmez. “Hiç değilse” sözünü bütün biçimleriyle dışarıda bırakın; yas tutan birine o gün hakkında ne hissetmesi gerektiğini söyleyen “artık daha iyi bir yerde” cümlesini de. Bugün ne yapacaklarını sormayın, çünkü çoğu hiçbir şey yapmamaya karar vermiştir ve bunu savunmak istemez. Geç kaldıysanız da, iki gün sonra gelen bir mesaj hiç gelmemesinden kat kat iyidir.
Biri bilmeden doğum gününü kutlayınca verilecek tek satırlık cevap
Bu kısım için kimse sizi uyarmaz. Kutlamalar, haberi bilmeyen insanlardan, günün en kötü anında gelir ve telefonu elinde tutan kişi, neredeyse bir yabancının iyi dileklerine hayatının en zor haberiyle cevap vermek zorunda kalır. Her durum için, tek parmakla gönderilecek kadar kısa birer satır. Vefat eden kişi Ayla, geçen yıl 4 Mayıs'ta.
| Nereden geldi | Tek satır cevap |
|---|---|
| Onun eski bir arkadaşından mesaj | “Tarihi hatırladığınız için teşekkür ederim. Size söylemek zorundayım: Ayla mayısta vefat etti. Hâlâ takviminizde olduğunu bilse çok sevinirdi.” |
| Sosyal hesabına açık bir paylaşım | “Teşekkür ederim. Duymamış olanlar için: Ayla 4 Mayıs'ta vefat etti. Ailesi bu yazılanları okuyor ve hepsi onlara çok iyi geliyor.” |
| Aynı hatırlatıcıyı alan bir iş arkadaşı | “Aklınızda tuttuğunuz için teşekkürler. Ayla mayısta vefat etti. Bu tarih bizim için tuhaf bir gün ve adını söylemeniz iyi geldi.” |
| Kapıya gelen bir çiçek ya da kart | “Ayla'nın çiçeği için teşekkür ederim. Size söylemek zorundayım: mayısta vefat etti. Bunca yıl hatırladığınız için ayrıca teşekkürler.” |
| Eve gelen bir telefon | “Çok naziksiniz. Söylemem gerek: Ayla mayısta vefat etti. Sizi başka bir gün arayabilir miyim? Bugün konuşamıyorum.” |
| Bakkalda biri: “Ayla Hanım nasıl?” | “Mayısta vefat etti. Sorduğunuz için teşekkür ederim, sizi severdi.” |
| Aile grubunda başlayan kutlama mesajları | “Hepinize teşekkür ederim. Bugün zor bir gün ve bu onun iyi tarafı.” |
| Bilip de unutmuş biri | “Önemli değil. Bugün onun doğum günü ve insanların hiçbir şey söylememesi yerine yanlış bir şey söylemesini tercih ederim.” |
Kimseye bir açıklama, bir ton ya da bir hız borcunuz yok. Hiçbir şey söylememek de tam bir cevaptır; işte atılan bir başparmak da, çalan telefonu açmamak da. Telefonu ve hesapları o gün için, yukarıda Esra'nın yaptığı gibi, tek bir yakınınıza devredin; dokuz yabancıya cevap yazmak bir iştir ve bunun en çok yası tutana düşmesi gerekmez. Otomatik hatırlatıcıları da her yıl değil, bir kez halledin: nelerin kapatılabildiği, nelerin kapatılamadığı biri vefat ettiğinde mesajlarına ne olur yazımızda.
Sofra için birkaç söz ve dört kısa konuşma, tam metin, yirmi ile doksan saniye arası
Kimin, ne zaman konuşacağına günden önce karar verin ki kimse yemeğin ortasında anı değerlendirmek zorunda kalmasın. Konuşan kişinin en büyük ya da en yakın olması gerekmez; isteyen biri olması yeter, yanında da, tamamlayamazsa devam edeceği önceden söylenmiş ikinci bir kişi. Bu tarihte söylenen birkaç sözün alkole ihtiyacı yoktur, Ortodoks uygulamasında ise hiç olmamalıdır. Çay, meyve suyu, su ya da kaldırılan boş bardaklar da aynı işi görür.
Yemekten önce kırk saniye. Burak, babasının sofrasında.
Başlamadan önce bir şey söyleyeceğim. Bugün babamın doğum günü. Altmış iki yaşında olacaktı ve şimdi burada olsa, bir yandan pastanın alınıp alınmadığını kontrol ederken bir yandan da “Zahmet etmeyin” derdi. Kolay bir gün olduğunu söylemiyoruz. Ama onun doğum gününde dolu bir sofrada oturmayı, başka her yerde oturmaya tercih ederim. Bu sofra, bu odadaki yarımıza araba kullanmayı öğreten, bütün torunlarına da oltayı tutturan Kemal'in hatırına. Doğum günün kutlu olsun baba.
Altmış saniye, yetişkin bir çocuktan. Pelin, annesi Sema hakkında.
Kısa bir şey, sonra yemeğe geçelim. Bugün annemin doğum günü. Sema. Onur'la bana şarkıyı iki kez söyletirdi, çünkü ilki asla yeterince iyi olmazdı. Bir aydır bugünden korkuyordum, sonra bu sabah arabada güldüm; radyoda hiç sevmediği o şarkı çaldı ve onun ne diyeceğini kelime kelime duydum. Radyo, trafik, çayı demleyişim. Onun daha iyi yapacağı yemeği yiyelim hadi.
Altmış saniye, bir kardeşten.
Bizim Tolga bugün yirmi yedi olacaktı. Yirmi yedi. Bir hikayeyi bir kez bile sonuna kadar getirememişti, çünkü ortasında kendi şakasına güler, biz de buna hep göz yumardık. Şunu söylemek istiyorum: o üzücü bir şey değil. Hepimizin tanıdığı en komik insandı ve onun kardeşi olmak hâlâ kendim hakkında söylediğim ilk şey. O yüzden bir şeyler yiyin, bana onunla ilgili duymadığım bir hikaye anlatın; ağlayan olursa, ona da izin var. Doğum günün kutlu olsun Tolga.
Yirmi saniye, on yaşlarında bir çocuk için. Dokuz yaşında olan ve pastayı seçen Mert. Çocuğa içinde bir boşluk olan tek bir cümle verin ve sözler yabancı gelmesin diye bir kez önceden deneyin.
Bugün dedemin doğum günü. Onun en sevdiğim yanı, annem olmaz dediği hâlde bana oltayı tutturmasıydı. Ona bir kart yaptım. Oturduğu yere koyacağım. Doğum günün kutlu olsun dede.
Doksan saniye, ailede değil arkadaşlar arasında. Vefat eden bir arkadaşın doğum günü çoğu zaman akraba olmayanlar tarafından anılır ve o gruba ne söyleyeceğini kimse anlatmaz.
Tamam. Çarşamba günü neden burada olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Oğuz bugün otuz beş olacaktı; bunu kendi organize eder, sonra kırk dakika geç gelirdi.
Hiçbirimiz aile değiliz. Bizi kimse arayıp sormuyor, nasıl olduğumuzu kimse merak etmiyor. Ama onun, ailesinin hiç görmediği on beş yılı bizdeydi. O berbat minibüsle Ayvalık'a gidişimiz. Aşçı olduğuna karar verdiği yaz. Hayatımın en kötü kararından beni vazgeçirdiği gece; kaldırımda, sabahın dördünde. Bir daha da hiç laf etmedi.
Planımız şu. Yılda bir kez, bu tarihte, buraya geliyoruz. Herkes bir hikaye anlatıyor. Bir de içimizden biri sabah annesini arıyor, çünkü aileden olmayan birinin hatırladığını bilmek isteyecek. Oğuz'a.
Biri ağladığında. Düzeltilmesi gereken bir şey yok. Bekleyin, mendili uzatın, “acele etme” deyin ve o sessizliğin sessizlik olarak kalmasına izin verin. Konuşan kişi tamamlayamazsa, önceden sözleşilmiş ikinci kişi kalkıp bitirir; bu bir başarısızlık değil, başarıdır. Bir dakikadan uzun bir şeye ihtiyacınız varsa, kısa veda konuşması örnekleri yazımızdaki metinler bir sofraya sığacak kadar kısaltılabilir.
Doğum günü ile ölüm tarihi birbirine yakın düştüğünde
Pek çok ailede iki tarih birkaç hafta arayla gelir. İki gün tutmak, ikisini bir güne katlamak ya da birini seçmek: üçü de olağan. Ölüm tarihinde söylenen her şey, ilk haftalardan mezar taşının dikilmesine kadar, ölüm yıl dönümü yazısına ait; burada yalnızca çakışma var.
| Aradaki mesafe | Genellikle işe yarayan |
|---|---|
| Aynı gün | Bırakın ikisini de ölüm tarihinin anması taşısın, doğum günü de onun içinde bir kez yüksek sesle söylensin |
| Bir iki gün arayla | Ailenin yola çıkabileceği tarihte tek bir buluşma. Bir haftada iki tane, katılımı yarıya düşürür |
| Aynı hafta | Sessiz ve dinî kısım ölüm tarihinde, yemek ve çocuklar doğum gününde |
| Aynı ay | İki gün, ikisi de küçük. Çoğu kişi insanları doğum gününe çağırmayı daha kolay buluyor |
| İlk kırk günün içinde | Neredeyse hiçbir şey, bilerek. Gelenek başlatılacak yıl değil |
| Bayrama, kandile ya da büyük bir yortuya denk gelirse | O gün onun. Kendi anmanızı akşama ya da ertesi güne alın. Ortodoks uygulamasında proskomidia için bir not her yortuda kabul edilir, tam bir anma ayini genellikle edilmez; kiliseye sorun |
Pravmir, Ortodoks uygulamasının niçin öteki tarihe ağırlık verdiğini anlatıyor: Kilise vefat edenleri ölümlerinin yıl dönümünde anar, çünkü Ortodoks bir inanan için o gün yeni ve ebedî hayata doğuş günüdür. Bu, Azbyka of Faith'in yıllık üç tarihten biri olarak saydığı doğum gününe konmuş bir yasak değil. Ölüm tarihinin daha ağır gelmesinin sebebi.
Foma aynı takvimin mezarlık tarafını ekliyor: mezar doğum gününde ya da onun için anlam taşıyan herhangi bir günde ziyaret edilebilir; büyük yortuların, Noel'in, Paskalya'nın ve Teslis'in, Kutsal ve Parlak Hafta'nın mezarlığa değil kiliseye ayrılması isteniyor, ziyaret yasak olduğu için değil, o günün yeri orası olduğu için. Tarih bunlardan birine düşerse ziyaretin kaydırılmasını öneriyor. Doğum günü bir yortuya değil de bütün bir bayram dönemine denk gelmişse, daha geniş sorunu yas tutan bir evin onsuz geçen ilk bayramı yazımız ele alıyor.
Vefat eden bir çocuğun doğum gününü anmak
Bu bölümün arkasında araştırma yok, çünkü bu tarihe değen neredeyse hiç araştırma yok; burayı okuyan bir anne babanın da, kendinden emin bir öğüt yerine bunu bilmeye hakkı var.
Doğru olandan başlayalım. Bu hâlâ onun doğum günü. Evladını kaybetmiş anne babaların çoğu yaşı saymaya devam eder ve bunu yüksek sesle söylemeyi sürdürür: dokuz yaşında olacaktı. Bu inkâr değil ve artık bırakmanın zamanı geldiğini düşünen akrabalar dahil, kimseye karşı savunmaya ihtiyacı yok. Gün anne babaya ait ve en çok taşıyan kim varsa karar onun.
Pasta sorusu, açık cevabıyla. İstiyorsanız evet. Pek çok aile pastayı alır, mumları diker ve kardeşlerin üflemesine izin verir. Pek çok aile de pastaya hiç dayanamaz ve bambaşka bir şey yapar. İki tercihin de çocuğun ne kadar özlendiğiyle hiçbir ilgisi yok; mumlar şarkı söylenmeden de yakılabilir.
Kardeşler. Çocuklar günün biçimini büyüklerden alır; bu yüzden planı bir gün önceden, açık sözcüklerle anlatın ve her birine kendi seçtiği bir iş verin: mumlar, çiçekler, yemeği seçmek, sofra için bir resim. Bir dakika parti istemelerini, on dakika sonra bütün işten sıkılmalarını bekleyin. İçlerinden biri, ölümün kendisinin hâlâ anlatılması ya da yeniden anlatılması gereken kadar küçükse, bir çocuğa birinin vefat ettiğini anlatma yazımızda yaşa göre sözler var.
| İnsanların takıldığı soru | Ailelerin gerçekte yaptığı |
|---|---|
| Pasta | Alınır, mumları dikilir, kardeşleri üfler. Ya da pasta olmaz, onun yerine en sevdiği kahvaltı yapılır. İkisi de yaygın ve hiçbiri bir hüküm değil |
| Şarkı | Evde başka çocuklar olan ailelerde söylenir, çoğu ailede söylenmez. Mumlar onsuz da yakılabilir |
| Sosyal medya paylaşımı | Adının başkaları tarafından söylenmesini isteyen anne babalar paylaşır, gelen yorumları okumak istemeyenler paylaşmaz. Buna o gün saat onda değil, bir gece önce karar verin |
Hayal ürünü bir örnek. Duru yedi yaşında vefat etti. Sekizinci doğum gününde annesi Yeliz ve babası Sinan dört şey yaptı: en sevdiği kahvaltı, onun adına okutulan bir Yasin ve dikilen bir fidan, kardeşi Çınar'ın seçtiği küçük pasta, bir de taş sektirmeyi öğrendiği göletin kenarında bir yürüyüş. Dokuz yaşındaki Çınar, ablasının doğum gününde mutlu olmasına izin olup olmadığını sordu. Yeliz ona evet dedi, ablasının da pasta konusunda hiç çekinmeden onun tarafını tutacağını söyledi.
O gün bir anne babaya ne söylenir. Çocuğun adını, her şeyden önce, en başta söyleyin. Bugün ne yapacaklarını sormayın. Kaderdi demeyin, bir sebep de aramayın. Saati belli tek bir teklif yapın. Çocuğu tanıyorduysanız, anne babaya belki hiç duymadıkları bir ayrıntı verin: bahçede ne dediğini, bir ay boyunca herkese anlattığı şakayı. Evladını kaybetmiş anne babalar onun hakkında yeni bilgiye açtır ve yeni tek bir ayrıntı, bir paragraf taziyeden kıymetlidir.
Yeliz, bugün Duru'nun doğum günü. Sekiz yaşında olacaktı. Bütün hafta onu düşündüm; seni, Sinan'ı ve Çınar'ı da. Bahçe duvarımızın üstüne çıkıp aslan olduğunu ilan edişi hâlâ gözümün önünde. Cumartesi sabahı kapınıza çiçek bırakacağım, zili çalmayacağım. Cevap vermene gerek yok.
Bazı akrabalar, acı vermekten korktukları için çocuğun adını anmayı bırakır; içeriden bakıldığında bu tam olarak unutmaya benzer. Bir anne baba bunu doğrudan isteyebilir: adını bana söyle, duymayı tercih ederim. Tarihi her yıl kendi takvimine yazan bir arkadaş, kalanlardan biri olur.
O gün ona yazmak ve yaşayanlara ileriye yazmak
Ailelerin bu tarihte yaptığını anlattığı her şeyin içinde, en çok tek başına yapılan ve en çok saklanan şey yazmak. İki yöne gidiyor.
Ona yazmak. Vefat eden kişiye, doğum gününde, yılın haberlerini anlatan, söyleyemediğiniz şeyi söyleyen ya da yalnızca doğum gününü kutlayıp duran bir mektup. Sizden başka kimse okumaz. Kaybettiğiniz birine mektup yazma rehberimizde başlangıç cümleleri, işlenmiş örnekler ve herkesin sorduğu sorunun cevabı var: mektup bittiğinde onunla ne yapılır?
Yüksek sesle söylenenleri saklamak. Sofradaki biri, geri kalanınızın hiç duymadığı bir hikaye anlatırsa, o hikaye saklanmaya değer. Tur başlamadan önce herkesin telefonla kaydedilmesine razı olup olmadığını yüksek sesle sorun, bu soruyu da kayda alın ve isteyen pas geçsin. İnsanları kaydetmeyle ilgili kurallar ülkeden ülkeye değiştiği için bulunduğunuz yerin kurallarına bakın. İşin pratik tarafı sevdikleriniz için sesinizi kaydetme rehberimizde. Bu tarihte duymak istediğiniz ses yalnızca bir telefon hattındaki karşılama mesajı olarak kaldıysa, hesap kapatılmadan önce ilk iş o sesli mesajı saklamaktır.
İleriye yazmak. Öteki yön, bu tarihin insanların aklına genellikle akşam dokuz sularında soktuğu yön: bir gün kendi ailelerinin de böyle bir tarihi olacağı ve o gün için bırakabilecekleri bir şey olduğu. Bu, yaşayan birinin sonradan açılmak üzere yazdığı bir mektup. Goodbye App'te böyle bir mektup yazınızı ve kendi sesinizden tek bir kaydı taşır. Kimlere gideceğini, hangi gün ve hangi saatte e-postayla ulaşacağını otuz yıl ileriye kadar siz belirlersiniz. Gönderilene kadar gizli kalır ve ücretsizdir. Her mektup bir kez gönderilir; yani aklınızdaki doğum günü bir mektup, ondan sonraki doğum günü de başka bir mektuptur.
Bugünün planı için değil de bunun için geldiyseniz, göremeyebileceğiniz yıllar için doğum günü mektupları kaç mektup yazılacağını ve her birinde ne olacağını anlatıyor; çocuklarınıza dönüm noktası mektupları da düğünleri ve mezuniyetleri.
Ailelerin sorduğu sorular
Vefat eden birinin doğum gününde ne yapılır? Çoğu aile, başı ve sonu belli tek bir küçük şey yapar: sabah bir Yasin, bir mevlit ya da bir ibadet, mezarlıkta on beş dakika, sofrada onun yemeği, kırk saniyelik birkaç söz ve duyurulmuş bir saatte kapanan bir gün. Yukarıdaki karar kâğıdı bu yıl anıp anmayacağınızı çözüyor, on iki gelenek tablosu da ailelerin o tarihte gerçekten ne yaptığını gösteriyor.
Vefat eden birinin doğum gününü kutlamak yanlış mı? Hayır. İnsanı takılıp kaldıran sözcük “kutlamak” ve onu bırakabilirsiniz: çoğu aile o günü kutlamaz, anar; bu da dua, yemek, mezar, birkaç söz ve erken bir bitiş gibi görünür. Ortodoks uygulaması vefat edenlerin doğum günlerinde anılmasına izin veriyor, günü sıradan bir parti gibi geçirmeyi önermiyor. Türkiye'de pek çok ev için de mesele aynı yerde duruyor: dua, hayır ve mezar ziyareti her gün yapılabilir, günü bir kutlamaya çevirmek ayrı bir sorudur ve onu kendi imamınıza sormak en iyisi.
Vefat eden birinin doğum gününe ne denir? Türkçede yerleşmiş bir söz yok ve adı olan günlerin hepsi ölüm tarihine bağlı: yedisi, kırkı, elli ikisi, ölüm yıl dönümü. Aileler genellikle “babamın doğum günü” ya da “kırk yaşında olacaktı” der.
Vefat eden birine doğum günü kutlaması söylenir mi? Pek çok kişi söylüyor, yüksek sesle ya da yazarak; bunun yanlış bir tarafı yok. Kimileri bu sözün ağzında durmadığını söylüyor ve “bugün seni çok andık” demeyi ya da sadece adını söylemeyi tercih ediyor.
Bir din görevlisi onu doğum gününde anabilir mi? Türkiye'de bir mevlit, bir hatim ya da bir Yasin için belirlenmiş bir gün yok; mahalle camisini arayıp adı ve tarihi vermeniz yeterli. Ortodoks uygulamasında da cevap evet. Azbyka of Faith, vefat eden bir kişiyi anmak için yıllık üç tarih sayıyor: ölümün yıl dönümü, doğum günü ve isim günü; oradaki cevap veren rahipler proskomidia için bir notun her yortuda kabul edildiğini belirtiyor. O tarihte bir panikhida yapılıp yapılamayacağını kilise takvimi belirler, yani sorulacak yer kilisedir.
Yahudi geleneği doğum gününü anar mı? Bir uygulama olarak hayır. ReformJudaism.org, Yahudiliğin vefat etmiş sevdiklerin doğum günlerini geleneksel olarak anmadığını, bunun yerine ölümün yıl dönümü olan yahrzeit'in anıldığını belirtiyor. Yahrzeit, ölüm tarihinden İbrani takvimine göre işler; Miladi takvime göre kaymasının sebebi de bu. Âdetleri mum ve Kadiş. Aynı sitede doğum günü, bir ailenin mezarı ziyaret edebileceği günler arasında yine de anılıyor.
İslam'da vefat eden birinin doğum günü anılır mı? Burada anılan âlimler, yıllık bir anma töreni tutmayı sonradan eklenmiş bir şey sayarken, vefat edenler için dua etmek ve ahireti hatırlamak üzere mezar ziyaretini her gün için uygun buluyor. Tartışmasız olan, ona ne ulaştığı: dua, bağışlanma dilemek ve onun adına verilen sadaka; bunların zorunlu bir tarihi yok. Türkiye'de ve pek çok Müslüman toplumda yıl dönümü anmaları, mevlit ve hatim yaygın biçimde yapılıyor; o yüzden bir web sayfası yerine kendi imamınıza sorun.
O gün biri için endişeliyim. Bu tarih riski artırır mı? Eldeki kanıta göre hayır. Doğum gününü ve ölümün yıl dönümünü saran haftalar yılın geri kalanıyla karşılaştırıldı ve daha riskli bir pencere olarak çıkmadı. Daha sağlam bilinen şu: vefatın hemen ardından gelen haftalar daha zor olanlardır. Yani bugün biri için endişeliyseniz, tarih ne beklemek için bir sebeptir ne de gevşemek için. Ona açıkça sorun ve yanında kalın.
İkinci doğum günü ilkinden kolay mı? Genellikle, ama herkes için değil. Yukarıdaki eşini kaybetmiş kişiler araştırmasında, vefat eden eşin doğum günü çevresinde artan sıkıntı kaybın ilk altı ayında göründü ve on sekizinci ayda artık yoktu. Yas, kendisine verilen takvime uymaz; duyurulmuş bir bitişi olan bir planın, gün hangi yöne giderse gitsin elinizde bulunmaya değmesinin sebebi de bu.
Bunu intiharı düşündüğünüz için okuyorsanız, lütfen bugün biriyle konuşun. findahelpline.com ülkenizdeki ücretsiz ve gizli destek hatlarını listeler; daha fazlası için intihar ve kendine zarar verme hakkındaki sayfamıza göz atabilirsiniz.
Every person has a legacy®
Başla




