
Annenizin, babanızın ya da eşinizin ölüm yıl dönümünde ne söyleneceğini kimse size hazır vermez. Cenazenin belli bir düzeni vardı, onu da çoğunlukla başkaları kurmuştu. Sonraki buluşmaların böyle bir düzeni yoktur. Kırkında, ilk yıl dönümünde ya da mezar taşı nihayet dikildiğinde aile bir araya gelir, ortalık sessizleşir ve herkes onları çağıran kişiye bakar.
Belki o kişi siz olacaksınız: sizden bir ölüm yıl dönümü konuşması istendi ya da buluşmayı siz düzenliyorsunuz ve bir konuşma beklendiğini biliyorsunuz. Aşağıda uyarlayabileceğiniz altı kısa konuşma var; kırk mevlidinden sonraki sofradan, hiç beklemediği bir anda birkaç söz söylemesi istenen bir misafire kadar. Konuşmaların ardından, ölüm yıl dönümü günü gönderilecek kısa mesajlar geliyor: o günü tek başına taşıyan biri için. Konuşmaların da içlerindeki insanların da hepsi hayal ürünü; kalıbını alın, içini kendi sokaklarınız, yemekleriniz ve tarihlerinizle doldurun.
Cenazeden sonraki buluşmalar: söz kime düşer?
Ölüm yıl dönümü konuşması, ev sahibinin ya da aileden birinin cenazeden sonraki buluşmalardan birinde yaptığı, genellikle bir ile üç dakika süren kısa bir konuşmadır. Bu buluşmalar ikinci bir cenaze değildir. Daha küçüktür: iki yüz değil yirmi kişi gelir, çoğu da aileden. Hepsi de yemeğin etrafında kurulur: evde bir sofra, cami çıkışında dağıtılan helva ve lokma, kilise salonunda bir semaver çay ya da mezarlıkta elden ele dolaşan bir termos. Havası da değişmiştir. Kırkı çıktığında, hele yılı dolduğunda, pek çok insanın anlatmak istediği hikayeler birikmiştir; bazıları da güldürür.
Konuşan kişi genellikle ev sahibidir: eşini kaybeden kadın ya da erkek, en büyük oğul ya da kız, davetleri kim yaptıysa o. Önce bir hoca mevlit okuyorsa ya da bir rahip, haham veya keşiş bir tören yönetiyorsa, o kısım onlarındır. Ailenin payı kısadır: gelenlere teşekkür etmek, onunla ilgili içten ve doğru bir şey söylemek ve herkesi sofraya buyur etmek. Bazen bir arkadaştan da birkaç söz istenir, çoğu zaman da hiç haber verilmeden, o anda.
İlk yıl, gelenek gelenek
Çoğu gelenek ilk yılda birden fazla günü anar. Son sütun, aileden birkaç söze yer varsa bunun genellikle nerede olduğunu gösteriyor.
| Gelenek | Çoğu zaman anılan günler | Nasıl anılır | Birkaç söze nerede yer var |
|---|---|---|---|
| Müslüman | Türkiye'de birçok ailede yedisi, kırkı, elli ikinci gecesi ve yıl dönümü; başka yerlerde bazı aileler kırkıncı günü ya da yıl dönümünü anar, pek çoğu ise anmaz | Anıldığı yerde camide ya da evde okutulan bir mevlit, ardından yemek, helva ya da lokma ikramı; din âlimleri belirli günlere bağlı toplantılar konusunda farklı görüşlerdedir. | Mevlitten sonra, sofrada; ailenin ve imamın yolunu izleyin. |
| Ortodoks Hristiyan | 3., 9. ve 40. günler ile ilk yıl dönümü | Kilisede ya da mezarlıkta bir anma ayini, çoğu zaman ardından bir yemek; Rum Ortodoks anma törenlerinde haşlanmış buğdaydan yapılan koliva da bulunur. | Ayinden sonra, yemekte. |
| Katolik | Brezilya: yedinci gün civarında missa de sétimo dia. Meksika: dokuz gün süren dua, novenario. İtalya: otuzuncu gün, trigesimo. İrlanda: otuzuncu güne yakın month's mind. Ardından yıl dönümü. | Her zaman tam o güne denk gelmeyen bir ayin, çoğu zaman ardından bir yemek; kiliseler yıl dönümü ayini için talep alır. | Rahiple erkenden konuşun: ayinin sonu ya da yemek. |
| Filipinli Katolik | Pasiyam, 40. gün ve bir yılın sonunda babang luksa | Bir yemekle biten dokuz gecelik dua; 40. gün ayini; bir yılın sonunda yası kapatan bir tören. | Pasiyam yemeğinde ya da rahip kabul ederse 40. gün ayininden sonra. |
| Japon Budist | 49. gün, shijūkunichi (四十九日); bir yılda isshūki (一周忌); ölüm yılı birinci yıl sayıldığı için iki yılda sankaiki (三回忌) | Budist bir anma töreni, ardından yemek. | Ev sahibinin kısa selamlamaları; anma kadehini genellikle yaşlı bir akraba kaldırır. |
| Çin | Yedinci gün, 头七 (tóuqī); 49. gün olan 七七 (qīqī) gününe kadar her yedinci gün; bazı yerlerde 100. gün, 百日 (bǎirì); ardından ilk yıl dönümü, 周年 (zhōunián; Tayvan'da 對年, duìnián) | Bölgeye ve inanca göre çok değişir. | Ailenin büyüklerine sorun. |
| Vietnam | Bazı ailelerde 49. ve 100. günlerde daha küçük törenler; ilk ölüm yıl dönümü, giỗ đầu | Ay takvimine göre tutulur; önce sunular hazırlanır, ardından aile sofraya oturur; en önemlisi giỗ đầu'dur. | Sunular tamamlandıktan sonra, yemekte; büyüklere sorun. |
| Kore | Budist aileler için sasipgujae (49재), 49. güne kadar her yedinci gün yapılan törenler; ardından ilk yıl dönümü il-jugi (1주기) ve her yıl giil (기일) | Pek çok aile evde atalara yönelik bir tören olan gijesa (기제사) yapar; Protestan aileler bunun yerine çoğu zaman evde bir ibadet, chudo yebae (추도예배) düzenler. | Aileye sorun; evde ibadet yapılıyorsa ardından gelen yemekte. |
| Yahudi | Defin gününden itibaren sayılan 30 gün, şloşim; ilk yıl içinde ya da sonunda mezar taşı açılışı (unveiling); her yıl yahrzeit | Mezarlıkta mezmurlar ve dualarla yapılan taş açılışı; İbrani takvimine göre tutulan yahrzeit, çoğu zaman 24 saat yanan bir mumla. | Taş açılışında; hahama sorun. |
| Hindu | Pek çok ailede 13. gün ve her yıl shraddha | 13. günde bir tören ve ortak yemek; Hindu takvimine göre ölüm tarihinde shraddha. Adlar ve günler bölgeye göre değişir. | Ailenin rahibine ya da büyüklere sorun. |
| Protestan ya da dinî olmayan aileler | Çoğu zaman yalnızca ilk yıl dönümü | Bir yemek, bir kabir ziyareti, bazen bir tören. | Ev sahibi nerede isterse; yemekten önce iyi olur. |
Bu tablo bir kural listesi değil, yalnızca ne yapıldığını anlatıyor. Aynı inançtan aileler birbirinden farklıdır, komşu köyler de öyle. Herhangi bir şey planlamadan önce ailenizde gelenekleri kim biliyorsa ona sorun: hocaya, imama, papaza, hahama, tapınağa ya da her şeyi bilen o halaya, teyzeye.

Ölüm yıl dönümü konuşması nasıl kurulur?
Hangi gün olursa olsun, iyi bir ölüm yıl dönümü konuşması genellikle şu sırayla dört bölümden oluşur.
- Teşekkür. Gelen herkese, bir de bu yıl aileyi sırtlayan birkaç kişiye adlarıyla: bir ay boyunca çocukları okula götürüp getiren komşuya, bankayla, tapuyla günlerce uğraşan kuzene. Mevlitten ya da ayinden sonra konuşuyorsanız, önce mevlidi okuyan hocaya ya da ayini yöneten din görevlisine teşekkür edin.
- Kaçırdıkları haberler. O günden bu yana olanlar: doğan bir torun, satılan bir ev, akşam altıda hâlâ kapının önünde onu bekleyen köpek. Misafirlerin çoğu ailenin nasıl olduğunu merak eder ama sormaya çekinir.
- Cenazeden sonra ortaya çıkan tek bir hikaye. Cenazeler unutulmuş hikayeleri gün yüzüne çıkarır. Taziyede biri size hiç bilmediğiniz bir şey anlatır ya da mart ayında bir paltonun cebinden bir not çıkar. Böyle bir hikaye, bütün odanın zaten bildiği beş hikayeye bedeldir.
- Ondan devraldığınız tek bir şey. Onun sayesinde artık yaptığınız bir şeyi açık açık söyleyin. Sonra bir an sessizlikle, bir bardak kaldırarak ya da yalnızca “Buyurun, sofraya” diyerek bitirin.
Ana konuşmacı için bir ile üç dakika doğru süredir. Dakikada yaklaşık 100 kelimeyle, yani bir odaya yavaşça okuyan birinin hızıyla, bu 100 ile 300 kelime eder: büyük puntoyla bir iki sayfa. Yemek soğurken kısa olan daha naziktir.
Bu ikinci bir cenaze konuşması değildir. Kimsenin tarihleri, mesleği ve torunların listesini yeniden duymasına gerek yok. Cenazenin kendisi için anma konuşması yazma rehberimizle ya da kısa anma konuşması örneklerimizdeki bir ve iki dakikalık metinlerle başlayın. Odadakilere değil de kaybettiğiniz kişiye söylemek istediğiniz sözlerin yeri bir mektuptur; bunun için kaybettiğiniz birine mektup yazmak üzerine yazdıklarımıza bakın.
İlk haftalarda: yedisi, kırkı ya da elli ikinci gece
Kırk mevlidinden ya da elli ikinci gece okunan mevlitten sonraki sofrada ev sahibinin sözleri sade olabilir: yeniden geldikleri için herkese teşekkür etmek, cenazeden bu yana ortaya çıkan bir hikayeyi anlatmak ve sofraya oturmadan önce herkesi bir an ayakta, sessizce onu düşünmeye çağırmak. Aşağıdaki konuşma, bir oğlun o sofrada annesi için yaptığı konuşma; yüksek sesle yaklaşık iki buçuk dakika.
Yeniden geldiğiniz için teşekkür ederim. Bazılarınız altı hafta içinde iki kez uzun yoldan geldiniz. Bunun ne demek olduğunu biliyorum; annem de bilirdi.
Cenazede annemi anlatacak olanın ben olacağımı sanıyordum. Oysa taziye boyunca hep siz bana anlattınız. Bugün o hikayelerden üçünü size geri vermek istiyorum.
Hiç tanımadığım Saniye Hanım diye bir hanımefendi anlattı: gözleri görmez olunca annem üç yıl boyunca her perşembe onu Ihlamur Caddesi'ndeki duraktan koluna girip evine kadar götürmüş. Annem bundan hiç söz etmedi. Bir kez bile.
Çalıştığı fırının eski sahibi, sabahçı vardiyada ocak ayının ayazında fırınları yakabilen tek kişinin annem olduğunu, bunu yaparken de şarkı söylediğini anlattı. Kırk bir yılda annemin şarkı söylediğini bir kez duymadım. Anlaşılan sabahın beşinde ABBA söylüyormuş, hem de iyi söylüyormuş.
Kuzenim Sevgi de on yedi yaşında, gidecek hiçbir yeri olmadan evden çıktığında ilk ayın kirasını annemin gönderdiğini anlattı; yanında da bir not varmış: “Bana borcun yok. Bir gün sen de birine yap.”
Onu baştan sona tanıdığımı sanıyordum: terliklerini, el yazısını, başım derde girdiğinde beni iki adımla birden çağırışını. Meğer benim görebildiğim hayatın kıyılarında, küçük iyiliklerden oluşan ikinci bir hayat sürüyormuş; annem de bunu kimseyi ilgilendirmediğini düşündüğü için sessizce yaşamış.
Ben onun gibi olamam, şarkı da söyleyemem. Ama bundan sonra her perşembe, yapanın ben olduğumu hiç bilmeyecek biri için bir iyilik yapacağım ve bir otobüs durağını düşüneceğim.
Sofraya oturmadan önce benimle bir an ayakta durur musunuz? Bir şey söylemenize gerek yok. Sadece onu düşünün; sizin tanıdığınız hâliyle.
[Herkes sessizleşene kadar bekleyin ve içinizden ona kadar sayın.]
Sağ olun. Buyurun, sofraya. Annem yemeğin soğumasına hiç dayanamazdı.
Neden işe yarıyor? Misafirlerin ona anlattığı hikayeleri onlara geri veriyor; böylece insanlar kendi anılarının yüksek sesle söylendiğini duyuyor, tek gerçek sürpriz olan şarkı da gülüşü taşıyor. Söz küçük ve kesin: daha iyi bir insan olmaya dair bir yemin değil, perşembeler. Ayakta geçen o an da, tabaklar gelmeden, herkese duygularıyla yapacak bir şey veriyor.
Yedisi (ya da Ortodokslarda dokuzuncu gün) için. Cenaze daha birkaç gün önce olmuş olabilir. Teşekkürü, tek bir hikayeyi ve ayakta geçen o anı koruyun: yaklaşık bir dakika, yani 100 kelime kadar. Henüz ortaya bir hikaye çıkmadıysa cenazede duyduğunuz bir hikayeyi kullanın ve onu size kimin anlattığını söyleyin.
Mevlitten, ayinden ya da bir anma töreninden sonra
Türkiye'de birçok ailede ilk haftalarda, çoğu zaman kırkında, camide ya da evde bir mevlit okutulur. Katolik ailelerde de ilk haftalarda bir ayin olur: Brezilya'da missa de sétimo dia, İrlanda'da month's mind, Meksika'da novenarioyu kapatan ayin. Aşağıdaki konuşma, bir kızın babası için, kırk mevlidinin sonunda ya da ardından verilen yemekte yapabileceği bir konuşma; yüksek sesle yaklaşık bir buçuk dakika. Yedisinde okunan bir mevlit için “kırk gün önce”yi “geçen hafta” yapın ve portakalları çıkarın.
Hocam, bu mevlit için ve mayısta babamı hastanede ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Babam bir hafta boyunca bundan bahsetti.
Annem, ağabeylerim ve kendi adıma, geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Kırk gün önce cami avlusu tıklım tıklımdı ve hiçbirinizi doğru dürüst göremedim. Bugün görebiliyorum; o yüzden size hakkıyla teşekkür edeyim.
Bize yemek taşıyan herkese teşekkür ederim. On bir tencere dolma geldi. Saydık. Hatice Abla, senin mercimek çorban annemi o ilk günlerde ayakta tuttu. Bir de hâlâ kendini ele vermeyen biri, her cumartesi kapımızın önüne bir file portakal koydu. İçinizden biri olduğunu biliyoruz.
Tabutunu omuzlayan kahvedeki arkadaşlarına ve akşamları annemi arayan herkese teşekkürler; çünkü günün en zor saatleri onun için akşamlar.
Babam bunu kısa tutmamı isterdi, o yüzden onunla ilgili tek bir cümle: bahçe kapınızın bozulduğunu siz fark etmeden onu onarırdı, sonra da yapanın kendisi olduğunu inkâr ederdi.
Yemek hazır, hem de gereğinden fazla, çünkü annem pişirdi. Buyurun, istediğiniz kadar oturun. Babam bir gün sizin de kapınızı onardıysa, annem bunu dinlemeyi çok ister.
Önce sorun, hem de erkenden. Camide okunan bir mevlitte söz çoğu zaman mevlidi okuyanındır; ailenin birkaç sözü de genellikle sofraya kalır. Katolik ayininde vaazı yalnızca rahip ya da diyakoz verir; din görevlisi olmayan biri vaaz veremez. Catholic Answers'ın açıkladığı gibi, kilise kuralları din görevlisi olmayanların ayinin dışında konuşmasını tercih eder ve Komünyon sonrası duadan sonra birkaç söze ancak ciddi bir gerekçe varsa izin verir; bu yüzden pek çok rahip bunun yerine yemeği önerir. Bunu ayini ayırttığınız gün sorun, ayin başlamadan beş dakika önce kapı eşiğinde değil. Okunacak metinleri aile seçiyorsa onları rahiple birlikte seçin, teşekkürü de sona saklayın.
Aynı konuşma bir kilise ayininden sonra da, hiç tören yapılmayan bir öğle yemeğinde de neredeyse hiç değişmeden işe yarar. Hocaya ve camiye ait satırları çıkarın, portakallar kalsın.
İlk ölüm yıl dönümü için bir konuşma
İlk yıl dönümü çoğu zaman cenazeden bu yana yapılan en kalabalık ve en az resmî buluşmadır: evde bir öğle yemeği, misafirlik tabakları, masanın altında çocuklar. Aşağıdaki yıl dönümü konuşması, bir kocanın o sofrada eşi için yaptığı konuşma; yüksek sesle yaklaşık üç dakika ve ilklerle geçen bir yıl üzerine kurulu.
Geçen yıl bu hafta çoğunuz bu odadaydınız, tabaklar dizlerinizde; kim bana ne dedi, tek kelimesini hatırlamıyorum. O yüzden yeniden geldiğiniz ve bu sefer bir şey söylememe izin verdiğiniz için teşekkür ederim.
İnsanlar beni ilklerle dolu bir yıl konusunda uyarmıştı. İlklerin geleceği konusunda haklıydılar. Ama çoğunun ne kadar küçük şeyler olacağını kimse söylememişti. Size üçünü anlatayım.
İlki dokuz martta, Nesrin'in doğum günündeydi. Alışkanlıktan köşedeki pastaneden pastasını aldım, limonlu; ne yaptığımı fark ettiğimde yolu yarılamıştım. Pastayı yan komşumuz Saadet Hanım'a götürdüm, mutfağında ayakta yedik. Bana Nesrin'in bir gün geri geri çıkarken arabayı onun bahçe duvarına vurduğunu, bir saat sonra da özür dilemek için elinde limonlu bir pastayla kapısına geldiğini anlattı. O ayki en güzel saatim oydu.
İkincisi nisandaydı. Vefatından birkaç hafta önce Nesrin bahçe çitinin dibine çiçek soğanı dikmiş, ne çiçeği olduğunu da bana söylememişti. Bir sabah perdeleri açtım, çitin dibi baştan sona kıpkırmızıydı. Laleler, yüzlercesi. Onları benim için diktiğine karar verdim.
Üçüncüsü ağustostaydı. Torunumuz Defne ilk kelimesini söyledi: “Nene.” “Anne” değil, “baba” değil, o sırada kucağımda olmasına rağmen “dede” de değil. Nesrin aramızdan ayrıldığında Defne dört aylıktı; onu hatırlayamayacak kadar küçüktü. Onu buzdolabının kapağındaki fotoğraftan tanıyor; annesi her sabah o fotoğrafı ona gösteriyor.
Bu yıl Nesrin'in hep yaptığı birçok şeyi yapmayı öğrendim. Semt pazarının hangi gün kurulduğunu artık biliyorum. Ama en çok gurur duyduğum şey bir telefon görüşmesi. Kırk yıl boyunca, her pazar saat altıda, Nesrin Köln'deki kız kardeşi Gönül'ü arardı. Şubatta onun yerine ben aradım. O günden beri her pazar arıyorum. Çoğunlukla Nesrin'i konuşuyoruz. Gönül bugün uçup gelemedi, o yüzden burada söyleyeyim: Gönül, altıda arıyorum.
Mutfakta yemek var; Nesrin'in tarifleri, benim elimde kötü, kızlarımızın elinde hakkıyla pişmiş hâlleriyle. Lütfen buyurun. Onunla ilgili benim duymadığım bir hikayeniz varsa dinlemek isterim. Biriktiriyorum.
Neden işe yarıyor? Her ilkin bir ayı ve bir nesnesi var: limonlu bir pasta, lalelerle dolu bir çit, bir kelime. Hiçbiri akla ilk gelen ilk değil, yani yatağın boş tarafı değil; her biri bir yokluğu, gelip kapıyı çalan bir şeye dönüştürüyor. Konuşma, hissettiği değil yaptığı bir şeyle bitiyor, çünkü bütün yıl onun için endişelenen insanlar işlerin yolunda gidip gitmediğini bilmek istiyor.
Uyarlamak için. Adları değiştirin, “nene” ile “dede”nin yerini değiştirin; konuşma bir eş ya da hayat arkadaşı için, cinsiyeti ne olursa olsun işe yarar. Türkçede zamir zaten değişmez. Kendi üç ilkinizi tarih sırasıyla kullanın. Biri tatlı değil de zor geçtiyse bunu söyleyin; konuşmanın iyi bir yıl geçmiş gibi yapması gerekmez.

Kabir başında ya da mezar taşı dikilirken
Bazı aileler ilk yılı kabir başında anar. Birçok ailede mezar taşı, toprağın oturması beklendikten sonra yapılır ve bazı aileler o gün kabir başında bir araya gelir. Yahudi ailelerde ise ilk yıl çoğu zaman “unveiling” denen taş açılışı töreniyle anılır: mezar taşı adanır ve üzerindeki örtü kaldırılır. Genellikle ilk yıl içinde ya da sonunda, şivadan sonraki herhangi bir zamanda yapılır; gelenekler farklıdır ve tarihi aile, haham ve mezarlıkla birlikte belirler. Törende mezmurlar ve dualar okunur; örtüyü ailenin seçtiği herkes kaldırabilir. Bazı hahamlar bir anma konuşmasını memnuniyetle karşılar, Reform Yahudiliğinin rehberi ise bunun yerine bir iki kısa, sevgi dolu hikaye önerir. Neyin uygun olduğunu hahama sorun.
Türkiye'de de pek çok aile yıl dönümünde, kimisi de bayram arefelerinde kabir ziyaretine gider. Güney Afrika'da yalnızca Yahudi aileler değil pek çok aile mezar taşı açılışı yapar; başkaları da yıl dönümünde, çiçekten başka hiçbir hazırlık yapmadan kabir başında buluşur. Aşağıdaki konuşma, bir kız torunun dedesinin mezar taşı dikildiği gün yaptığı konuşma; yüksek sesle yaklaşık iki dakika.
Bu soğukta geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Dedem şimdi burada olsa soğuğa bir laf eder, sonra da atkısını çıkarıp birine verirdi.
Taşına ne yazdıracağımıza karar vermek ailece neredeyse bir yılımızı aldı. Benden yazılanı size okumamı ve neden onu seçtiğimizi anlatmamı istediler.
Adının ve tarihlerinin altında şöyle yazıyor: “Vakit var. Otur biraz.”
Kapısında her birimize söylediği sözlerdi bunlar. Geç kalmış, nefes nefese, trafik yüzünden özür dileyerek gelirdiniz; o da ceketinizi alır, “Vakit var. Otur biraz” derdi. Babama düğün sabahı, babam koridorda volta atarken söyledi. Bana üniversite sınavından önceki gece söyledi. Tesisatçıya bile söyledi.
Başka fikirlerimiz de vardı. Babaannem bir şiirden bir dize istedi. Amcam “Sevgili eşim, babamız, dedemiz” yazılsın istedi; doğru, ama bu sıradaki taşların yarısında aynısı yazıyor. Sonunda babaannem, dedemin söyleyeceği şeyi söyledi: bu iş fazlasıyla uzamıştı ve artık oturmalıydık. Biz de onun sözlerini seçtik.
Bu sözlerin burada, insanların elinde çiçek, su şişesi ve araba anahtarıyla aceleyle geçtiği bu yolun kenarında durması hoşuma gidiyor. Yabancılar okuyacak. Belki bazıları biraz yavaşlar.
Dedeciğim, taşın dikildi. Vakit var. Biraz seninle oturacağız.
Kitabeyi yüksek sesle okumak ve ailenin onu neden seçtiğini anlatmak, bu konuşmanın kendine has buluşu. Bazı unveiling törenlerinde kitabeyi haham törenin bir parçası olarak okur; bu yüzden kimin okuyacağını sorun. Konuşma işe yarıyor çünkü herkesin baktığı şey o taş. Sizin taşınızda yalnızca adlar ve tarihler varsa, onun yerine o yeri neden seçtiğinizi anlatın. Aynı yapı bir anne, babaanne ya da anneanne için yapılacak bir mezar başı konuşmasında da işe yarar: taştaki onun satırını okuyun ve arkasındaki hikayeyi anlatın.
Ev sahibi olarak sofrayı açmak ve kapatmak
Ev sahibi birden fazla kez konuşur, her seferinde kısaca. Çoğu evde ev sahibi misafiri kapıda karşılar, sofrada hoş geldiniz der, giderken teşekkür eder. Japonya'da ev sahibi misafirleri dört kez selamlar: anma töreninin başında ve sonunda, yemeğin başında ve sonunda. Japonca bir görgü rehberi her biri için en fazla bir dakika öneriyor; bu her yerde iyi bir ölçüdür. Aşağıdakiler, bir anne için yazılmış, bir anma buluşmasında ev sahibinin söyleyeceği sözler; adı değiştirin, kırkında da “bir yıl”ı “kırk gün” yapın.
Hoş geldiniz, yaklaşık 30 saniye.
Hepiniz hoş geldiniz. [Adı] aramızdan ayrılalı bir yıl oldu ve emin olduğumuz tek şey, onu tanıyan herkesi bir kez daha aynı sofrada görmek istediğimizdi. Bazılarınız uzak yollardan geldiniz, bazılarınız da o günden beri her hafta kapımızı çaldınız. İkisi için de teşekkür ederiz. Birazdan yemeğe geçeceğiz, ama önce sizi dinlemek istiyorum.
Başkalarını konuşmaya davet etmek.
Bu yıl onunla ilgili aklınıza bir şey geldiyse, söylediği bir söz ya da onunla gittiğiniz bir yer, anlatmanın tam zamanı. [Teyzenin adı], onu en uzun sen tanıdın. Sen başlar mısın?
O ilk kişiye birkaç gün önceden sorun ki davet sessiz bir odaya düşmesin.
Bir an sessizlik ya da kaldırılan bir bardak.
Herkes kendi bildiği gibi: başınızı eğin ya da elinizdeki bardağı biraz kaldırın, ya da yalnızca tutun. [Adı] için; bir de bizi bugüne getiren, bu odadaki herkes için.
[Kısa bir sessizlik.] Sağ olun.
Mevlitten sonraki bir sofrada çoğu zaman kadeh değil çay bardağı vardır; yukarıdaki sözler bu yüzden başı eğmeyi de kapsıyor. Japonya'da anma kadehine kenpai denir ve bir neşe kadehi değildir: bardaklar sessizce göğüs hizasına kaldırılır ve asla tokuşturulmaz. Bunu genellikle ev sahibi değil yaşlı bir akraba yapar; yalnızca ailenin katıldığı bir buluşmada ev sahibi yapabilir ya da hiç yapılmayabilir. Ev sahibiyseniz bir amcadan ya da teyzeden günler öncesinden rica edin.
Kapanış, 30 saniyeden kısa.
Bugün için ve cenazeden bu yana yaptığınız her şey için teşekkür ederiz. [Adı] bu sofraya bakar, yemeğin fazla olduğuna karar verir ve herkesi elinde bir kapla evine gönderirdi; o yüzden lütfen çıkarken birer kap alın. Yolunuz açık olsun. Bir dahaki sefere de bir vesile beklemeden gelin.
Kimse konuşmazsa. Sessizliğin sürmesine izin verin; birini sevmiş insanlarla dolu sessiz bir oda başarısızlık değildir. Sonra ilk siz konuşun, sakladığınız bir hikayeyle, ya da önceden sorduğunuz kişiye dönün. Oda hâlâ konuşmak istemiyorsa nazikçe şöyle deyin: “O zaman yemeğe geçelim, hikayelerinizi de çay faslında anlatırsınız.” İnsanlar hikayelerini çoğu zaman on dakika sonra, ellerinde bir çay bardağıyla bulur.
Misafir olarak birkaç söz söylemeniz istenirse
Bir misafirden birkaç söz istendiğinde, ister hiç haber verilmeden ister bir gün önceden, tek bir işi vardır: aileye, o insanın onların bilmediği bir yanını vermek. Aşağıdaki konuşma, ilk yıl dönümü yemeğinde bir iş arkadaşından; yüksek sesle bir dakikanın altında.
Ben Canan. Halil'le on bir yıl depoda birlikte çalıştık.
Şükran Abla, Kerem, Nazlı: sizden her gün bahsederdi; sanki sizi, sizin beni tanıdığınızdan çok daha iyi tanıyorum.
Tek bir hikaye. Her bayramdan önce annesinin kurabiyelerinden bir kutu getirir, ortak masaya koyar, kapağına da bir not yapıştırırdı: “Saydım. Ona göre.” Kimse ikiden fazla almadı. Bir kere ben üç aldım, öğlene kadar anladı. Tek kelime etmedi. Ertesi sabah klavyemin üstünde bir peçeteye sarılı tek bir kurabiye vardı, yanında da bir not: “Dördüncün.”
Söylemek istediğim bu kadardı. Bugün bizi de çağırdığınız için teşekkür ederim.
- Aileye hitap edin. Adlarını kullanın ve o insanın sizin için kim olduğunu tek bir cümleyle söyleyin ki sizin kim olduğunuzu bilsinler.
- Tek bir hikaye. Duymamış olabilecekleri bir hikaye seçin: işten, dernekten, onlar doğmadan önceki yıllardan.
- Öğüt yok. Ne yasa dair ne de “o olsa şunu isterdi” türünden.
- Kayıpları kıyaslamak yok. Kendi babanız ya da daha kötüsünü yaşamış biri: onları başka bir güne saklayın.
- Bir dakika dolmadan oturun. Yaklaşık 90 kelime. Önceden haber verilmeden sorulduysa adınız ve hikaye fazlasıyla yeter.
Ölüm yıl dönümü mesajları: o gün yalnız kalana ne yazılır?
Herkes o sofrada olamayacak ve kayba en yakın insanların bazıları, eşini kaybetmiş bir anne, uzakta yaşayan bir kardeş, o günü tek başına geçirecek. Onlar için bir mesaj, herhangi bir konuşmadan daha önemlidir.
İyi bir ölüm yıl dönümü mesajı dört parçadan oluşur ve tek bir kısa mesaja sığar: onun adı, tek bir anı, “bugün aklım sende” ve “cevap yazmana gerek yok”. Adı, çünkü insanlar zamanla o adı ağızlarına almaz olur ve aile bunu fark eder. Sonuncusu, çünkü her mesaja cevap vermek zorunda kalan yaslı birinin eline bir iş tutuşturulmuş olur. Aşağıda kime ve ne zaman yazdığınıza göre sekiz örnek var; köşeli parantez içindeki sözleri kendinizinkilerle değiştirin.
- Eşini kaybetmiş bir anneye. “Anneciğim, bugün bir yıl oldu. Babam hâlâ [mangalın başında, maşayı kimseye vermeden] gözümün önünde. Bütün gün aklım sende. Arama zahmetine girme; işten sonra uğrarım.”
- Bir arkadaşa. “[Burcu], bugün [annenin] vefatının birinci yılı, biliyorum. [Değirmen Sokak'taki fırının] önünden her geçtiğimde onu hâlâ düşünüyorum. Bugün hep seni düşünüyorum. Buna cevap yazmana gerek yok.”
- Bir kardeşe. “Bugün babamı düşünüyorum, seni de. Her [dar bir yere park ettiğimde] onun ‘[Gel, gel, gel, daha var, daha var]’ dediğini duyuyorum. Cevap yazmana gerek yok. Sadece bu günü tek başına geçirmeni istemedim.”
- Kırkında. “Bugün [Selma Teyze'nin] kırkı. Bütün sabah [düğünümüzdeki kahkahası] aklımdan çıkmadı. Sen ve bütün aile aklımdasınız. Hiçbir şey yazmana gerek yok.”
- Birinci yılında. “Bugün bir yıl oldu. Birinin bana [Adı] ile ilgili bir hikaye anlatmadığı hafta neredeyse hiç olmadı; bu hafta da [el frenini indirmeden ta Şile'ye kadar gittiği gün] anlatıldı. Aklım sende. Cevap yazmana gerek yok.”
- Uzaktaki aileye. “Bugün [Adı] için burada, aramızda olmak istediğini biliyorum. Senin [düğün pastasıyla köpek] hikayeni sofrada anlatacağız, sonra herkesin bir fotoğrafını sana göndereceğim. O kadar uzakta olsan da aklımız sende.”
- Bir iş arkadaşına. “Bugün [babanın] vefatının birinci yılı, biliyorum. Masanda seni bir kahve bekliyor; öğlen biraz yürümek istersen ben müsaitim.”
- Aileden herkese açık bir paylaşım. “Bugün [babamızı] kaybedeli bir yıl oldu. Hâlâ [sabahları iki çay bardağı çıkarıyoruz]. Cenazeden çok sonra da bizi arayıp soran herkese teşekkür ederiz. [Onunla] ilgili bir hikayeniz varsa, burada okumayı çok isteriz.”
O gün yersiz kaçan sözler. “Zaman her şeyin ilacı.” “Artık toparlanmışsındır.” “Ne hissettiğini çok iyi biliyorum.” Her biri, yas tutan kişiden size hak vermesini ister; hem de hak vermenin zor bir iş olduğu bir günde.
Mesajı sabah, o günün kendisinde gönderin. Yapabiliyorsanız gerçekten yapacağınız tek bir şey önerin ve gününü söyleyin: “Perşembe akşam yemeği benden.” Telefonu elinizden koymadan önce gelecek yılın tarihini, kişinin adıyla birlikte takviminize ekleyin; gelecek yıl o tarihi not etmiş insanların sayısı daha az olacak. Aile ay takvimine ya da İbrani takvimine göre bir tarih tutuyorsa gelecek yılınkini onlara sorun. İlk bayram yıl dönümünden önce gelirse aynı türden bir mesaj o gün de iyi gelir; babasız ya da annesiz ilk bayram rehberimizde bunun için örnekler var.
Gelemeyen yakınlar için
Her buluşmada, adına toplanılan kişinin dışında da eksik biri olur: yurt dışında yaşayan teyze, yola çıkamayacak kadar hasta olan dede. Bir konuşma yaptıysanız, onu sizin sesinizden yine de duyabilirler. Herkes evine döndükten sonra konuşmanızı kaydedin ve Goodbye App üzerinden onlara bir mektup olarak gönderin. Oradaki bir mektup, yazdığınız sözler ve tek bir ses kaydıdır; seçtiğiniz kişilere e-postayla ulaşır. Gideceği günü ve saati siz seçersiniz, kendi saatinize göre; isterseniz bu gece gider, isterseniz yarın sabah. Kayıtta tencere tava sesi değil sizin sesiniz duyulsun istiyorsanız, sevdikleriniz için sesinizi kaydetme rehberimiz işin en basit hâlini anlatıyor. Uygulama buluşmanın içinde bir şey çalmaz; o gün orada olamayanlar içindir.
Önceden de yazabilirsiniz. Bir yıl dönümünün ardından gelen sakin haftada, eşini kaybetmiş annenize ya da babanıza, ya da kardeşlerinize bu yıla dair birkaç satır yazın ve yıl dönümü yeniden geldiğinde, o hafta gidecek şekilde zamanlayın. Bir mektubu 30 yıl sonrasına kadar zamanlayabilirsiniz. Her mektup tek bir kez gider; gelecek yılın yıl dönümü için ayrı bir mektup yazarsınız, ondan sonrakine de bir başkasını.
Ücretsizdir, 15 dilde, web'de ve Android'de kullanılabilir ve gönderilene kadar gizli kalır. İsteğe bağlı etkin olmama güvencesini açtıysanız, hesabınız 3 ile 45 gün arasında belirlediğiniz bir süre sessiz kaldığında mektuplar daha erken de gidebilir. Bir gün kendi ailenizin anacağı yıl dönümlerini düşünmeye başladıysanız, “Vefatımdan sonra aç” mektupları başlamak için iyi bir yer.
Sık sorulan sorular
Ölüm yıl dönümünde ne denir? Kişinin adı, onunla ilgili tek bir anı ve o günün yükünü taşıyanı düşündüğünüz. Bu kadarı yeter. Ailenin sizden bilgelik duymaya ihtiyacı yok; o tarihin başka birinin de aklında olduğunu duymaya ihtiyacı var.
Bir buluşma yapmak zorunda mıyız? Hayır. Pek çok aile o günü sessizce anar: bir kabir ziyareti, kardeşler arasında bir telefon, onun sevdiği bir yürüyüş ya da hiçbir plan yapmamak. Pek çok Müslüman aile belirli günlere bağlı toplantılar yapmaz, başka pek çok aile de yapmaz. Bir buluşma o tarihi anmanın yollarından biridir, sevginin ölçüsü değil.
Kırkında kim söz alır? Çoğu ailede ev sahibi: bir oğul, bir kız, eşini kaybeden kadın ya da erkek ya da herkesi bir araya getiren kim olduysa o. Ev sahibi davet ederse başkaları da konuşur.
Ölüm yıl dönümü konuşması ne kadar sürmeli? Ana konuşmacı için bir ile üç dakika; dakikada 100 kelimelik yavaş bir tempoyla bu yaklaşık 100 ile 300 kelime eder. Bir misafir bir dakikanın altında kalmalı.
Gülmek ayıp olur mu? Hayır. Çoğu topluluk buna cenazedekinden daha hazırdır. Gülüş, hazırlayıp getirdiğiniz bir fıkradan değil, o insanın kendisinden gelsin; ardından içten bir şey söyleyin ki ortam yavaşça yeniden durulsun.
Yıl dönümü ölüm gününden mi, defin gününden mi sayılır? Çoğu gelenek ölüm gününden sayar. Yahudi geleneğindeki şloşim, yani ilk 30 gün, defin gününden sayılır; Katoliklerin month's mind ayini ise ikisinden birini izleyebilir. Ay takvimine ya da İbrani takvimine göre tutulan tarihler her yıl kayar; bu yüzden bu yılınkini ailenin hocasına, rahibine, hahamına, tapınağına ya da büyüklerine sorun.
Sözlerimi başka biri okuyabilir mi? Evet. Konuşmayı büyük puntoyla eksiksiz yazın. Başlamadan önce güvendiğiniz birine bir kopya verin; sesiniz titreyip kesilirse devam etsin ya da hepsini sizin yerinize okusun. Bunu en başta söyleyebilirsiniz: “Bunu benim yerime ağabeyim okuyacak.” Anma konuşmasını ağlamadan okuma teknikleri bir yıl sonra da aynı ölçüde işe yarar.
Ölüm yıl dönümünde sosyal medyada paylaşım yapılır mı? Kayıp sizin ailenizdeyse, o gün yapılan bir paylaşım herkese hikayesini anlatabileceği tek bir yer verir. Kayıp başkasınınsa ilk paylaşımı ailenin yapmasını bekleyin ve kendi paylaşımınızı başlatmak yerine onlarınkine yorum yazın.
Every person has a legacy®
Başla




