
İnsanlığın bugüne kadar verdiği en tuhaf zamanlama kararı şu: Bir insanın sevdiği herkesi tek bir odada toplarız, en güzel hikayeleri anlatır, en derin şeyleri söyleriz ve bunun tarihini, o kişi artık hiçbirini duyamaz olduktan hemen sonraya ayarlarız. Anma konuşmaları övgüyle doludur. Övülen kişiye ise ulaşılamaz. Organizasyon açısından bakarsanız, bu, sürpriz bir parti düzenleyip doğum günü sahibini davet etmeyi unutmaya benzer.
Yaşarken cenaze töreni bu takvimi düzeltir. Aynı buluşma, aynı hikayeler, aynı teşekkürler, onun için önemli olan insanların hepsi aynı odada; tek fark, bütün bunların onur konuğu her kelimeyi duyabilecek, karşılık verebilecek ve daha iyi bir şarkı isteyebilecekken yapılmasıdır. Bu rehberde yaşarken cenaze töreninin ne olduğunu, neden giderek daha çok insanın bunu seçtiğini, sekiz adımda nasıl planlanacağını ve ister konuk olun ister şerefine kadeh kaldırılan kişi, böyle bir törende neler söylenebileceğini bulacaksınız.
Yaşarken cenaze töreni nedir?
Yaşarken cenaze töreni, bir insanın hayatının kendisi de oradayken kutlandığı bir buluşmadır ve genellikle zamanın sınırlı olduğu hissedildiğinde yapılır: ciddi bir tanı, ileri bir yaş ya da yalnızca güzel sözleri en sondaki törene saklamama kararı. Tek bir biçimi yoktur. Bazıları, onur konuğunun ön sırada oturduğu bir anma törenine benzer; çoğu ise dünyanın en sıcak akşam yemeği davetini andırır: okunan metinlerin yerini kadeh kaldırılarak yapılan konuşmalar alır ve kahkaha da geleneksel bir törende asla cesaret edemeyeceği kadar erken duyulur.
İşin özü basit bir değiş tokuştur: Odadakiler “Burada olsaydı ne çok severdi” demek yerine “Bakın, nasıl da seviyor” der. Gerisi dekordan ibarettir.
Bugün neden daha çok insan bu töreni seçiyor?
Bu fikir bugünlerde ilgi görüyor. Birleşik Krallık'ta töreni yöneten kişileri listeleyen rehber siteler, yaşarken cenaze törenleri için ayda on binlerce arama yapıldığını bildiriyor; cenaze eğilimleri listeleri de artık bu törenlere yaşamı anma törenlerinin yanında yer veriyor. Kimileri bunu, ailelere ölüm hakkında daha erken konuşmayı öğreten hospis (son dönem bakımı) kültürüne bağlıyor; kimileri de her şeyi kişiselleştiren bir kuşağın vedalaşmayı bunun dışında tutmamasına. Bazıları ise var olan en eski nedeni gösteriyor: Bir mezarın başında durmuş herkesin aklından aynı düşünce geçmiştir. Keşke bunları duyabilseydi. Yaşarken cenaze töreni, işte o düşüncenin vakit varken hayata geçirilmiş halidir.
Yaşarken cenaze töreni mi, yaşarken anma buluşması mı, yaşamı anma töreni mi? (Bir de Japonya'nın seizenso geleneği)
Terimler birbirine karışabiliyor. Yaşarken yapılan anma buluşması (living wake) genellikle daha rahat, parti havasındaki biçimi anlatır. Yaşamı anma töreni (celebration of life) geleneksel olarak bir ölümün ardından yapılır; ancak “ölümden önce yaşamı anma töreni” ifadesi giderek tam da bu anlamda kullanılıyor. Yaşarken cenaze töreni (living funeral) ise ikisi de olabilir; yalnızca biraz daha fazla resmiyet çağrıştırır. Japonya bu geleneğe on yıllar önce bir ad verdi: seizenso, yani kişi hayattayken yapılan cenaze töreni. 1990'larda yaygınlaşan seizenso, çevrelerine vefatlarından sonra değil, bizzat kendileri teşekkür etmek isteyen tanınmış kişilerin de benimsemesiyle ün kazandı. Adı ne olursa olsun işleyiş aynıdır: bir araya gelmek, konuşmak, dinlemek; hep birlikte, bilerek ve vakit varken.
Yaşarken cenaze töreni kimler için yapılır?
Çoğu, terminal dönem tanısı almış ve gücü yetiyorken, iyi bir gününde kendisinin de katılabileceği bir vedalaşma isteyen biri için yapılır. Birçoğu da ileri bir yaşa ulaşan büyükler için düzenlenir: sessizce, herkesin aslında ne olduğunu bildiği o buluşmaya da dönüşen bir doksanıncı doğum günü gibi. Az ama giderek artan sayıda tören de tamamen sağlıklı insanlar tarafından düzenlenir; onlara göre sevdikleri insanlar neredeyse hiçbir zaman bir araya gelmez ve takvimde “bir gün” diye bir tarih yoktur. Neden toplandığınız konusunda dürüst olmak dışında hiçbir katılım şartı yoktur: amaç, söylenecek sözleri şimdi söylemektir.
Yaşarken cenaze töreni 8 adımda nasıl planlanır?
- 1. Onur konuğuna ne istediğini sorun. Bütün mesele, onun bu soruya cevap verebilmesidir. Büyüklük, hava, davetli listesi, müzik: atıştırmalıklara varana kadar her şeye o karar verir.
- 2. Enerjinin yerinde olduğu bir zaman seçin. Zamanı sağlık durumu belirliyorsa, planı tedavi dönemlerine ve günün saatine göre yapın ve süreyi düşündüğünüzden kısa tutun: altın değerinde iki saat, dayanıklılık sınavına dönen beş saatten iyidir.
- 3. Ona benzeyen bir yer seçin. Oturma odası, bahçe, müdavimi olduğu barın arka salonu. Tören havası isteğe bağlıdır; rahatlık değil.
- 4. Davetinizi açık sözlerle yapın. Bunun ne olduğunu söyleyin. “Babamızı, o da tadını çıkarabilecekken kutlamak için bir araya geliyoruz” gibi bir cümle, konukları havayı tahmin etmeye çalışmanın sıkıntısından kurtarır.
- 5. Nazik bir ev sahibi belirleyin. Açılışı yapacak, konuşmaların akmasını sağlayacak ve onur konuğu yorulduğunda geceyi tatlıya bağlayacak biri. Töreni yöneten profesyonel biri de olur; sıcakkanlı bir arkadaş daha da iyi olur.
- 6. Konuşmaları planlayın. Önceden davet edilen birkaç konuşma, ardından söz almak isteyen herkese açık bir bölüm. Konuşacaklara kuralı söyleyin: özgeçmiş değil hikaye anlatılır ve komik olmakta hiçbir sakınca yoktur.
- 7. Günü kayıt altına alın. Bir anı defteri, bir anı kavanozu, fotoğraflarla ilgilenen biri. Bu buluşma ailenin arşivi olur.
- 8. Onur konuğunun konuşmasını en sona koyun. Doğaçlama değil, hazırlanmış bir konuşma. Bu konuya aşağıda ayrıca değiniyoruz, çünkü insanların en uzun süre hatırladığı bölüm burasıdır.
Yaşarken cenaze töreni için işe yarayan fikirler ve biçimler

- Hikaye halkası: herkes bir hikaye getirir ve söz sırayla odadaki herkese gelir. Aynı hikaye iki kez anlatılmaz; hakemliği onur konuğu yapar.
- Açık ev: gücün sınırlı olduğu durumlar için, herkesin uygun olduğunda uğradığı bir öğleden sonra: kısa ziyaretler, tek bir kanepe, sıraya dizilip el sıkışma faslı yok.
- Uzun masa: tek bir akşam yemeği, servisler arasında sırası önceden belirlenmiş konuşmalar ve sohbetin tam içinde olsun diye masanın başına değil ortasına oturtulan onur konuğu.
- Bir ömrün şarkıları gecesi: onur konuğu DJ'liği üstlenir, hayatının şarkılarını çalar ve her birinin ardındaki hikayeyi anlatır. Bu gece aynı zamanda “Acaba nasıl bir müzik isterdi?” sorusunun da cevabı olur.
- Teşekkür töreni: seizenso usulü: onur konuğu odadaki herkese tek tek hitap eder. Yanınıza mendil alın ve sonrasına hiçbir plan yapmayın.
Yaşarken cenaze töreninde ne söylenir?
Konuk olarak katılıyorsanız: anma konuşmasına saklayacağınız şeyi söyleyin. Buradaki göreviniz bu ve odadaki herkes bunu biliyor; o yüzden trafik gibi havadan sudan konulara hiç girmeyin. Basit bir yapı: bir hikaye (“lavabomu tamir etmek için dört saat araba kullandığın o gün”), bir teşekkür ve onun sizin için ne ifade ettiğini anlatan yalın bir cümle. Her zaman şimdiki zamanla konuşun: “cömert bir adamdın” değil, “cömert bir adamsın”. Burada gülmek de saygısızlık değildir; planın işe yaradığının sesidir.
Ray, bana balık tutmayı, paralel park etmeyi ve soyadı da bir ön ad gibi olan adama asla güvenmemeyi sen öğrettin. Hayatımdaki her güzel şeyde senin parmak izin var, evliliğim de dahil: bizi sen tanıştırdın ve o günden beri her akşam yemeğinde bununla övünüyorsun. Bu akşam herkesin önünde, sonunda kabul ediyorum: haklısın.
Onur konuğu sizseniz: iki göreviniz var. Birincisi, söyleneni geçiştirmeden kabul etmek: biri sizin onun için ne ifade ettiğinizi söylediğinde vereceğiniz cevabın tamamı “Teşekkür ederim, bu bana çok dokundu” olmalı. İkincisi, odadakilerin içini rahatlatmak: insanların, bu buluşmanın sizin için güzel bir akşamın ta kendisi olduğunu, yasın sonraya kalabileceğini ama bu akşamı minnetin yönettiğini sizin ağzınızdan duyması gerekir.
Geldiniz, ömrüm boyunca saklayacağım sözler söylediniz ve ben de onları kendi kulaklarımla duyabildim. Bütün plan buydu. Bundan sonra ne olursa olsun, en güzel sözleri sona saklamadık.
Kendi konuşmanızı hazırlamak ve kendi sesinizle saklamak
Onur konuğunun konuşması törenin kalbidir ve o anın getireceklerine güvenmek yerine gerçekten hazırlanmaya değer: duygu, kötü bir suflördür. Konuşmanızı anma konuşması rehberimizin anlattığı gibi yazın, ama kendi ağzınızdan: yalnızca sizin anlatabileceğiniz hikayeler, adlarını tek tek anarak yapılan teşekkürler ve odadakilerin kapıdan çıkarken yanlarında götürmesini istediğiniz o tek şey.
Sonra da kaydedin. Goodbye App ile konuşmanızı yol gösteren başlık önerileriyle yazabilir ve kendi sesinizle, ücretsiz olarak kaydedebilirsiniz. Bu kayıt üç ayrı işe yarar: birincisi provanızdır, böylece törende yapacağınız konuşma tam istediğiniz gibi yerini bulur; ikincisi yedek oyuncunuzdur, o gün sesiniz umduğunuz kadar güçlü olmazsa hazırda bekler; üçüncüsü, tören bittikten sonra bir hatıraya dönüşür ve ışık zincirleri toplandıktan çok sonra, yıllar sonra gelen kutularına ulaşacak şekilde zamanlanabilir.
Buluşmadan sonra: zamanı gelince ulaşan mektuplar
Yaşarken cenaze töreninin sessiz bir sınırı vardır: tek bir akşamdır, oysa sevginin yıl dönümleri hiç bitmez. Bu buluşma, zamanlanmış mektuplarla çok güzel bir bütün oluşturur: konuşan herkese bir hafta sonra gönderilecek bir teşekkür; bir torununuzun yıllar sonraki mezuniyeti için birkaç satır; kaçırabileceğiniz ilk doğum günü için sözler. Goodbye App'te her mektup ya da ses kaydı, tarihi gelene kadar gizli kalır ve o gün e-postayla ulaşır; bu tarih en fazla 30 yıl ileride olabilir. Tören bu sözleri yüz yüze söyler. Mektuplar ise söylemeyi sürdürür. Sevdikleriniz için mektup yazma rehberimiz, bütün takvimi nasıl kuracağınızı anlatıyor.
Görgü kuralları üzerine akla takılan sorular ve yanıtları
İç karartıcı değil mi? Konuklar bunu, tören başladıktan aşağı yukarı sekiz dakika sonrasına kadar dert eder. Aslında iç karartıcının tam tersidir: bir cenazenin bütün güzel yanları oradadır, üzücü kısmı ise hâlâ gelecektedir.
Sonra yine de olağan bir cenaze töreni yapacak mıyız? Genellikle evet ve o tören çoğu zaman daha yumuşak geçer, çünkü içte kalan sözler artık söylenmiştir. Biri diğerinin yerini tutmaz; yükü birlikte paylaşırlar.
Yanımda ne götürmeliyim? Bir hikaye. O olmazsa, o kişinin en sevdiği türden bir davete ne götürürdünüz, onu. Çiçeklerin neşeli olmasında hiçbir sakınca yok.
Ya ağlarsam? Ağlayacaksınız, başkaları da ağlayacak; sonra biri havaalanındaki o hikayeyi anlatacak ve siz ağlarken güleceksiniz. Bütün tören de tam olarak bu duygu hali için tasarlanmıştır. Yine de gelin. Böyle bir törene katıldığına pişman olan kimse olmadı. Bu gelenek, tam da öbür türlü pişmanlığı önlemek için var.
Every person has a legacy®
Başla




